·176 syf.··Beğendi
···Okunma: 13 Haziran 2026 22:05 “Her şeyden kaçabilir insan, mutluluğu erteleyebilir, sevinci saklayabilir, uykuyu öteleyebilir, nefreti dizginleyip kıskançlığı perdeleyebilir ama acıyı öteleyemez; yalnızca gerçekten bıçağın keseceği, kırığın hissedileceği zamanı görmeniz, duyumsamanız, seyretmeniz yeterlidir. Kan akar, kalp kırılır, acısı olabildiğince heybetli şekilde yaşanır. Yaşayacağım acılardan emin, yürüyordum.” s.112
Acılara yürüyor korkmuyorum, korkmuyorsun, korkmuyorlar..
“Kaybedenler her zaman kaybediyor. Bu masada kazanan yok. İki kaybeden bir kazanan etmiyor. Ben niye kaybettim, bilmiyorum. Kaybetmiş hissediyorum.” s.119
Bu his bazen insanın yakasını asla bırakmıyor. Orada öylece broş ya da kravat gibi duruyor.
“Kalabalıktan sıyrılıyorum, kalabalığı sevmiyorum. İnsanlardan olabildiğince çabuk kurtulmaya çalışıyorum. Ayaklarımın üzerinde durmalıyım. Hiç kimseye muhtaç olmamalıyım. Ne maddi ne de manevi.” s.90
Hepimizin yegane arzusu bu di mi ama? Sonra da ne kadar yalnızım diye hayıflanmak da bizlerin eseri.
“Yürüyorum. İnsanların etrafımdan akıp geçtiğini görüyorum. İnsanlar var; nefes alıyorlar, konuşuyorlar, adım atıyorlar, görüyorlar, bir amaç uğruna savruluyorlar. Bir şeylerin etrafında pervane olup ömürlerini tüketmekte beis görmüyorlar. İnsanlar var; acılarıyla, sevinçleri ve adını koyamadıkları duygularıyla varlıklarını anlamlandırmaya çalışıyorlar. Bir dünya düşlüyorlar; o dünyayı yaşamak için çabalayıp dururken, bir kanat çırpışı kadar zamanda ömürleri geçip gitmiş oluyor. Tahayyül ettikleri dünyayı gerçekleştiremiyorlar. Tahayyül etmek, hayale kanmak yetiyor insanlara.” s.89
“Bazen o duygu gelir, yakama yapışır; her şeyi mahvetme, yok etme, yıkma düşüncesi. Yıllardır içimde büyüyen bir kaçma hadisesi. Nereye, neden, niye, nasıl? Mutlak mecburiyetler dünyasında, farklı bir coğrafyada daha az acı çekebilme ihtimaline dahil olabilmek için, mevcut acılarımı bunca riskin altına sokmaya, tehlikeli bir yolun başında küçücük yüreğimin içine böylesine bir cesareti sokuşturmaya nasıl niyetlenebilirdim?” s.79
Caner Almaz’ın okuduğum ilk kitabı. Dört farklı kişinin hayatlarının kesişiminin anlatılışını okuyoruz kitapta bu dört ağızdan. Her biri bambaşka acı, her biri başka başka yaşamaklar, belki de yaşayamamaklar. Çok sevdim, kitabın yarısının altı çizili olabilir. Her cümlede kendinizi bulabileceğiniz, acının taa derininize işleyeceği bir anlatı olmuş. Üçlemenin ilk kitabı kendileri. Devamında “Duvarlar” ve “Boşluklar” var, onları da okumak için sabırsızlandığımı belirterek incelememi sonlandırıyorum.
“Uçmak kanatla, görmek gözle, dünya evle alakalı değil, diyorum. Sen görmek istiyorsan uçarsın. Uçmak istiyorsan evde kalamazsın. Uçanın evi dünyadır.” s.172
Haydi uçalım, ne duruyoruz…