·184 syf.····Okunma: 13 Haziran 2026 22:06 Abdülaziz'in kızının torunu İsyan ile başlıyor her şey.
Zihninizde dönüp duran o büyük tarihsel çalkantılar ile bir ailenin kendi elleriyle yarattığı sessiz uçuruma odaklanıyorsunuz. İsyan, Clara ve Nadya...
İsyan, adına rağmen o büyük eylemsizliğin pençesinde kıvranan bir adam. Clara, bir tutkuyla başladığı aşkında, kendi korkularının ve mesafelerin esiri olmuş bir kadın. Ve Nadya... Onların hem sonucu hem de en büyük mağduru olan kızları.
Beni bu romanda en çok sarsan ve içimi burkan şey, aralarındaki o yoğun, o gözle görülür sevgiye rağmen, birbirleri için yeterince çaba göstermemiş olmaları. Ne İsyan o zamansız boşluktan gerçekten çıkıp ailesine tutunabildi, ne Clara bu sessizliğe karşı bir isyan bayrağı açabildi, ne de Nadya, ebeveynlerinin bu çabalamama lanetini kırabildi.
Onlar birbirlerini çok sevdiler, evet. Ama bu sevgi, çatışmaların ve felaketlerin arasında sığınacak bir liman olmak yerine, birbirlerini izleyerek yitip gitmelerini sağlayan bir izleme kulesine dönüştü.
Romanı okurken sürekli kendimi karakterlerin yerine koydum ve hepsinin bu hayat yolunda farklı farklı noktalarda tökezlediklerine şahit oldum.
Daha fazla bilgi vermemeye çalışıyor keyifli okumalar diliyorum..