Gönderi

10/10
·439 syf.··
Beğendi
·
2026 29. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 00:02
Nüveyre'nin hikâyesi aslında bir kadının yavaş yavaş her şeyini kaybetmesinin hikâyesi... Bir Çerkes köyünde dünyaya geliyor. Çocukluğu rüzgâr gibi geçiyor; koşuyor, gülüyor, hayaller kuruyor. Hayatın ona neler hazırladığından habersiz. Önünde kocaman bir ömür var. Belki seviyor, belki sevilmeyi düşlüyor. Ama kader onun için başka bir yol çiziyor. Henüz çok gençken kendisinden kırk yaş büyük bir adamla evleniyor. Bir köy kızıyken bir anda ihtişamın içine düşüyor. Büyük konaklar, kalabalık sofralar, saygınlık, zenginlik... İnsan dışarıdan bakınca "Ne güzel bir hayat" diye düşünüyor. Ama hayatın insana verdiği hiçbir şeyin garantisi yok. Yıllar geçiyor. Çocukları oluyor. Bir anne oluyor. Bir eş oluyor. Bir yuva kuruyor. Tam her şey yerli yerine oturmuş gibi görünürken hayat yavaş yavaş elindekileri almaya başlıyor. Önce zaman geçiyor. Sonra insanlar gidiyor. Sonra kayıplar geliyor. Ardından eşini kaybediyor. Bir annenin yaşayabileceği en büyük acılardan biriyle tanışıyor. Evlatlarını toprağa veriyor. Bir annenin kalbindeki o boşluğu hiçbir şey dolduramıyor. İnsan sevdiği herkesi kaybedebileceğini düşünür ama evladını kaybetmeyi aklına bile getirmez. Nüveyre bunu yaşıyor. Bir zamanlar insanların etrafında pervane olduğu kadın, giderek yalnızlaşıyor. O görkemli günler geride kalıyor. Konaklar, zenginlikler, gösterişli hayatlar birer hatıraya dönüşüyor. Hayat onu öyle yerlere savuruyor ki sonunda neredeyse bir odunlukta yaşam mücadelesi veriyor. Hayatının son dönemlerinde Nüveyre artık tamamen yaşlanmıştır. Bir zamanlar köşklerde, konaklarda yaşayan o kadın; artık çok daha yalnız, çok daha sade ve zor bir hayatın içindedir. Yanında eski kalabalıklar yoktur. İnsanlar azalmış, hayat küçülmüştür. En acı taraf şu olur: Bir zamanlar elinde her şey varken, yaşlılığında en temel ihtiyaçlara bile muhtaç hale gelir... Bir tas yemekle gelen bir komşu, onun hayatının son dönemlerindeki en büyük desteklerden biri olur. Ama Nüveyre burada bile kırılmıyor gibi anlatılır. Şikâyet etmiyor. “Neden ben?” demiyor. Daha çok “hayat böyleymiş” diye kabullenerek yaşıyor. İçinde büyük bir isyan yok; daha çok sessiz bir yorgunluk var. Çocuklarını ve eşini kaybetmiş olmanın boşluğu zaten onun içinde yıllardır var. Son yıllarında bu boşlukla birlikte yaşlanıyor. Fiziksel olarak güçsüzleşiyor ama ruhen tamamen çökmüyor; sadece yavaşlıyor. Ve en sonunda… İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, hayat onu tekrar aşağı indirebiliyor… ve geriye sadece nasıl yaşadığı kalıyor. Nüveyre’nin finali de tam olarak bu yüzden çok hüzünlü: çok şey görmüş, çok şey yaşamış ama en sonunda tek başına kalmış bir ömü İnsan ne kadar yükselirse yükselsin, hayat onu tekrar aşağı indirebiliyor… ve geriye sadece nasıl yaşadığı kalıyor. Bu hikâyeyi okuyunca insan şunu düşünüyor… Bir insanın hayatı sadece mutlu ya da sadece kötü olmuyor. Aynı ömürde hem çok yukarı çıkabiliyorsun hem de çok aşağı düşebiliyorsun. Ve en sert hissiyat şu: Hiçbir şey kalıcı değil. Ama asıl iç yakan taraf şu: Nüveyre hiçbir yerde “ben neden bunu yaşadım” diye büyük bir isyanla bağırmıyor. Daha çok sessiz bir kabulleniş var.Bu hikâyeyi okuyunca insan şunu düşünüyor… Bir insanın hayatı sadece mutlu ya da sadece kötü olmuyor. Aynı ömürde hem çok yukarı çıkabiliyorsun hem de çok aşağı düşebiliyorsun. Ve en sert hissiyat şu: Hiçbir şey kalıcı değil. Ama asıl iç yakan taraf şu: Nüveyre hiçbir yerde “ben neden bunu yaşadım” diye büyük bir isyanla bağırmıyor. Daha çok sessiz bir kabulleniş var. Ve geriye tek şey kalır: Bir kadının yaşadığı uzun bir ömür. Ne tamamen mutlu… ne tamamen mutsuz… Sadece gerçek.
NüveyreFunda Kalaycıoğlu · Remzi Kitabevi · 2008130 okunma
·
57 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.