Rana DasguptaTokyo Uçuşu İptal Zihni bulanmıştı, dünyayla teması minicik bir çatlaktan ibaretti artık. O aralıktan Fareed’in mırıldandığını duydu:
“Görebiliyor musun balıkları? Her yerdeler. Gökyüzünde yüzüyorlar.”
“Evet.” Bernard’ın sesi kendisine bile fazla kısık gelmişti, kuyunun dibinden sesleniyor gibiydi. “Görebiliyorum. Ne çok balık.”
Rana Dasgupta’nın Tokyo Uçuşu İptal kitabını sonunda okudum. Uzun zamandır listemdeydi ve bir türlü denk gelemiyordum. Bu yüzden önce sevgili sahafıma teşekkür etmem lazım; bu tuhaf isimli hazineyi bulmama vesile olduğu için. Ayrıca “Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonumun en sevdiğim parçalarından biri oldu bile.
Kitap, Tokyo’ya giden bir uçağın hava muhalefeti nedeniyle iptal edilmesiyle başlıyor. Kalacak yer bulamayan 13 yolcu geceyi havaalanında geçirmek zorunda kalıyor ve vakit geçirmek için sırayla hikâyeler anlatmaya başlıyor.
Kitabın en sevdiğim yanı da buydu sanırım. Her hikâye başka bir dünyanın kapısını açıyor. Bazıları tam anlamıyla bir Black Mirror bölümü gibiydi; huzursuz eden, gerici ve insanın zihninde uzun süre kalan türden. Bazılarıysa bir Disney masalı kadar sıcak, tuhaf ve keyifliydi. Aynı kitap içinde bu kadar farklı his arasında gidip gelmek çok ilginçti.
Benim favori hikâyem sekizinci hikâye olan “Oyuncak Bebek” oldu. Hem atmosferi hem de bıraktığı his açısından kitabın en güçlü bölümlerinden biriydi bence.
Tokyo Uçuşu İptal, klasik bir roman gibi ilerlemiyor; daha çok gecenin içinde birbirine karışan rüyalar, kabuslar ve masallar gibi hissettiriyor. Kitabın genel havası beni gerçekten içine çekti. Uzun süre aklımda kalacak kitaplardan biri oldu.