Kitap bende garip bir his bıraktı. Başlarken daha klasik bir aile dramı bekliyordum ama okudukça olayın sadece bir “aile hikâyesi” olmadığını fark ettim. Geçmişle yüzleşme, sırlar ve bastırılmış duygular üzerine kurulu bir metin. Özellikle aile içindeki suskunlukların nasıl yıllarca taşındığını görmek etkileyiciydi.
Yazarın dili sade ama yer yer ağır bir atmosfer var. Hikâye hızlı ilerlemiyor; daha çok karakterlerin iç dünyasına odaklanıyor. Bu durum bazı bölümlerde tempoyu düşürüyor ama aynı zamanda duygusal derinlik katıyor. Özellikle geçmişe dönüşler bence kitabın en güçlü tarafıydı.
Karakterler çok “iyi” ya da çok “kötü” değil; herkes gri. Bu da hikâyeyi daha gerçekçi yapmış. Ama itiraf etmem gerekirse bazı bölümlerde kopukluk hissettim ve daha güçlü bir final bekledim. Sonu bende büyük bir etki bırakmadı, biraz daha sarsıcı olabilirdi.
Genel olarak düşündüren, sakin tempolu ve duygusal yönü ağır basan bir kitaptı. Büyük olaylardan çok iç hesaplaşmalar okumayı sevenler için uygun ama daha hareketli bir kurgu arayanlar için durağan gelebilir. Benim için ortalamanın biraz üstünde ama aklımda çok uzun süre kalacak bir kitap olmadı.