Göçmen konusu güzel, başları da ilgi çekiciydi. Ayrıca belli ki baya araştırma yapmış yazarımız. Ne var ki tam hikayeye kendimi kaptırdığım sırada paragraflarca anlatılan artan balık çiftlikleri meselesini ya da maden şirketlerinin ormanları esir alışını okumak bana şunu hissettirdi: “Şu an yazar bağlamdan koptu ve sadece o konuşuyor.”
Kalemi baya zayıftı bu arada. Bu gerileme neden, pek anlayamadım. Belki de bir “roman” değil de “öykü” kafasında yazdığı içindir. Ya da “Nasıl olsa her yazdığım çok satıyor,” düşüncesinin rahatlığındandır.
Livaneli’yi severim ama bu kitabını çok yüzeysel buldum. Kötü değil kesinlikle ama ‘vov’ da değildi.
Daha iyi eserlerini okumuştum. Yine de önerir miyim? Bilemiyorum. Okumazsanız bir şey kaybetmezsiniz. Merak ettiyseniz de 127 sayfalık bir kitap, bir günde bitirebilirsiniz.