8/10
·102 syf.··
2026 1. kitabı
Buralarda yeniyim ve bu benim ilk yazım olacak. Hatalar ve yanlışlıklar varsa görmezden gelin. İncelemem spoiler içeriyor bunu bilerek okuyun lütfen. Yaşar Kemal bu romanda klasik tragedyayı roman haline getiriyor. Bunu yaparken iki temel tragedya olan  Oresteia ve Kral Oidipus ’u birleştirip günümüze taşıyor. Romandaki Hasan karakteri Oidipus ile Orestes arasında gidip geliyor: İçi Oidipus ama dışsal olarak toplum ve gelenek tarafından Orestes olmaya zorlanıyor. Yaşar Kemal böylelikle tek bir göğüste iki karşıt duyguya sebep oluyor. Romanda modernizme dair hiçbir şey geçmese de, hikâye arkaik bir metin gibi görünse de son derece modern bir romandır. Çünkü Yaşar Kemal Yunan tragedyadan farklı bir ahlaki çıkarımda bulunuyor. Oresteia ’da ana katili Orestes mahkeme tarafından aklanır. Ama bu romanda son öyle bitmiyor. Romanın başında annesine düşkün, iyi bir çocuk olan Hasan; sonra hayvanları öldürmeye, kuş yuvalarını bozmaya başlar. Yani doğayı (anne motifini) karşısına alır, maddeye indirger. Hikâyenin sonunda bütün zenginliğini, statüsünü borçlu olduğu bir araç haline getirir (kapitalizm eleştirisi). Hasan toprak ağası olur ama bazen portakal çiçeklerinin kokusu burnuna geldiğinde yüreği sızlar ve yitirdiklerini hatırlar. Yaşar Kemal, klasik tragedyaların en temel motifleri olan ve modernizmin de bilinçaltı olan baba katli, anne katli ve anneye düşkünlük üçgenini ataerkil düzeni eleştirmek için kullanır. Romanın modernliği, modernizmin ikiliğinde saklıdır. İkilik şudur: Hasan’ın annesini öldürmesi gerekir. Çünkü o, babasının oğlu olarak son derece aydınlanmacı ve Platonik bir geleneğin taşıyıcısıdır. Bu gelenekte kadının adı yoktur. Kadın birey değildir, sadece kuluçka makinası olarak görülür. Aynı zamanda Hasan bir gelişim romanı kahramanı olarak annesini öldürmekte bu kadar ikileme düşmesi ve travma yaşaması bize babanın da yavaş yavaş gücünü yitirdiğini gösterir. Peki 80’lerin başında çıkmış, Anadolu’yu anlatan bu romanı neden okumalıyız? Bugüne ne katabilir? Öncelikle bu romanı bir mesel olarak alımlamalıyız. Çünkü Yaşar Kemal’in modernizmi burada saklı. Köyde geçen bir kan davasından ziyade ekolojik bir perspektiften okuyabiliriz. Esme’yi alegorik görmeliyiz ve bu alegori doğamız, dünyamızdır. Ama biz o güzeller güzeli Esme’yi (bizi doğuran, bizi var eden ortamı) kendi ellerimizle yok ediyoruz. Oidipus’un ve bu hikâyede Hasan’ın bize verdiği mesaj şudur: Reddettiğimiz, iğrenmek zorunda kaldığımız o annemize geri dönmek zorundayız. Artık babalara biraz mesafeli durmalıyız. Nedir bu babalar: Para, kariyerizm, bütün sektörlerin dünyayı mahvetmesi ve birkaç adamın inanılmaz zenginleşmesi için dünyanın peşkeş çekilmesidir. Tabii günümüzdeki baba korkunç soyut ve seküler bir hale geldi. Eskinin tapınağı, piramidi, camisi, Vatikan’ı; günümüzde Borsa İstanbul’a, Londra Borsası’na, Wall Street’e dönüştü. Ama prensip aynı. Kadına ve özellikle “anne” motifindeki yitirilen cennete (doğaya ve dünyaya) düşmanlık, mesafe ve onu istenilen kalıplara sokma motifi hiç değişmiyor. Bu düşünce tarihi bağlamında ele alınırsa, Yaşar Kemal’in bu romanı ne kadar yerel görünse de evrensel bir sorunu dile getirdiği kolayca anlaşılıyor. Esme’yi sadece iyi bir insan olarak değil, aynı zamanda mitik bir figür olarak görmek gerekir.  Esme, abileriyle birlikte anaerkil düzeni temsil eder. Çocuğun en önemli ve ilk erkek akrabası dayıdır çünkü avcı-toplayıcı dönemlerde babalık kurumsal değildi. Hasan’ın dayılarını bulamaması ama amcalarının sürekli etrafta olması, yitirilmiş mitik bir Arkadya (yitirilmiş cennet) olarak karşımıza çıkar. Babası bellidir ve eğer annesini öldürmezse babası yılan kılığına girecek (kadınlaşacak) ve paredros (tanrıçanın yardımcısı) olacak. İkincilliğe düşecek ve ataerkil kültür yerle bir olacak. Hasan, bu düzeni ayakta tutmak için anneyi kurban etmek zorundadır. Yoksa babası kurban edilecek ve bu, Nietzsche’nin deyimiyle “putların alacakaranlığı”dır. Babası yılana dönüşürse hadım edilmiş olacak. Baba hadım edilmişse Hasan da hadım edilmiş olucaktır. Yaşar Kemal, Batı edebiyatının kadim geleneğini inandırıcı biçimde günümüze taşıyor. Onunla dalga geçmeden, çok ciddi biçimde şu soruyu soruyor: Günümüzde tragedyalar bize neler söyleyebilir? Ve bu soruyu 80’lerin Türkiye’sinde çarpıcı biçimde dillendiriyor.
Yılanı ÖldürselerYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202028,2bin okunma
··
35 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.