Puan vermedi·152 syf.····Okunma: 14 Haziran 2026 22:46 Timon’un derdi parayla ya da iflasla değil; o, sınır çizemediği saflığının bedelini tüm insanlıktan tiksinerek ödeyen biri aslında. Flavius’un arkasından kurduğu o cümle her şeyi tek nefeste özetliyor zaten: “Kendi yüreğin yıktı yere seni, kendi iyiliğine kurban gittin. Ne garip, ne olmayacak bir kader bu... Fazla iyi olmak en büyük günahın oldu.”
Dünyanın en eski, en değişmez kuralı bu sahnede yüzümüze çarpıyor: Hak etmeyene gösterilen her aşırılılık, günün sonunda sahibini vuracak bir silaha dönüşür. Timon etrafındaki dalkavukları beslerken aslında kendi sonunu ilmek ilmek ördü. Güvendiği o dağlar ardı ardına yıkıldığında, masaya fırlattığı sıcak su ve taşlar aslında kaybettiği servete değil, insanların iğrenç iki yüzlülüğüne duyduğu kusma hissiydi. Ormana kaçışı bir delilik veya inziva değil; insanın çiğ, menfaatçi kokusundan uzaklaşıp toprağın dürüstlüğüne sığınma ihtiyacıydı. Shakespeare bu metinle kenarda köşede kalmış çok ağır bir gerçeği bizlere hatırlatıyor: Bu dünyada kötülükten ziyade, haddinden fazla ve körü körüne yapılan iyilik insanı paramparça eder.
Herkese iyi okumalar dilerim..