Nocticadia benim için atmosferiyle öne çıkan bir kitap oldu. Karanlık, gotik ve yetişkin bir yapısı var. Daha ilk sayfalardan itibaren o kasvetli havayı hissettiriyor ve kendini rahatlıkla okutuyor.
Hikâyenin işleniş tarzını beğendim. Anlatım dili akıcı, ritmi dengeli ve iniş çıkışları yerli yerinde. Genel olarak çevirisini de başarılı buldum, editöryal açıdan gözüme batan belirgin bir sorun olmadı.
Kitap beni büyük ters köşelerle şaşırtmadı. Ama bunu bir eksi olarak görmüyorum. Çünkü karakterler kendi içlerinde oldukça tutarlı yazılmış. O tutarlılık da olayların nereye evrileceğini az çok tahmin edebilmemi sağladı. Bu yüzden tahmin edilebilir ilerlese bile yapay hissettirmedi.
Karakter tarafında gri ahlaklı yapı hoşuma gitti. İyi-kötü çizgisi net değil ve bu da hikâyenin atmosferine uyuyor.
Ancak akademi tarafı benim beklediğim kadar güçlü değildi. Lilia’nın okul ortamı ve öğrenci etkileşimleri biraz yüzeysel kalmış. Bu yüzden tam anlamıyla bir “akademi romanı” hissi alamadım.
Bunun dışında fiziksel baskısını da oldukça başarılı buldum. Kapak tasarımı ve yan boyamaları gerçekten çok güzel durmuş.
Sonuç olarak:
Tahmin edilebilir olsa bile atmosferi, karakterleri ve akıcılığıyla keyifle okuduğum bir roman oldu. Hatta benim için “bitmesin diye okunan” kitaplardan biriydi.