Bir yazarın kitabını çok beğenirsek, bir sonraki kitapları için beklentiye gireriz. Üstüne katarak ilerlemesini isteriz. Ancak "Onu İçeri Alma" benim için maalesef beklentiyi karşılayan bir gerilim romanı olmadı. Büyük umutlarla başladığım bu kitap, heyecan ve sürpriz sunmak yerine, sürekli tekrar eden bir döngü içinde ilerledi.
Hikâyenin merkezinde, karizmasını ve zekâsını kullanarak kadınları manipüle eden sosyopat bir adam var. Kitapta bu adamın kadınları nasıl sömürdugunu ve duygusal olarak nasıl onları manipüle ettiğini okuyoruz. Kadınlar mı çok saf yoksa binbir surat adam mı çok kurnaz bilemedim. Okur olarak karakterlerin yaşadığı şaşkınlığı ya da korkuyu hissetmek yerine, çoğu zaman “nasıl bu kadar kolay kandırılabiliyorlar?” sorusuyla baş başa kaldım.
Gerilim türünde beklediğim o tempo, o merak duygusu ve “bir sayfa daha” hissi bu kitapta benim için oluşmadı. Sadece dolandırıcının yakalanmasi için içimde büyük bir arzu filizlendi o kadar.
Okuttu mu? Evet okuttu. Ancak ne heyecan vardı, ne gerilim, ne de gizem. Finalinde de bir sürpriz yoktu. Okundu ve bitti...