Kitaba başlarken Küçük Kadınlar’dan esinlenildiğini bildiğim için beklentim yüksekti. Özellikle ilk yarısında o sıcak aile atmosferini, kız kardeşler arasındaki bağı ve karakterlerin hayata tutunma çabasını keyifle okudum. Duygusal ama abartısız bir anlatımı var; insanı yormadan içine çekiyor.
Dört kız kardeşin dinamiği gerçekten kitabın en güçlü tarafı. Aralarındaki dayanışma, kıskançlık, kırgınlık… Hepsi oldukça gerçekçi. William karakteri de hikâyeye farklı bir boyut katıyor. Özellikle geçmişi ve iç dünyasıyla ilgili kısımlar bence daha etkileyiciydi.
Ama ikinci yarıda tempo belirgin şekilde düştü. O ilk bölümdeki akıcılık ve merak hissi yerini daha durağan, uzayan bir anlatıma bıraktı. Bazı duygusal yüzleşmeler gereğinden fazla uzatılmış gibiydi. Açıkçası sonlara doğru okuma isteğim biraz azaldı.
Genel olarak bakınca, duygusal derinliği olan ama temposu dengesiz bir roman. İlk yarısını çok sevdim, ikinci yarısında ise biraz zorlandım. Aile hikâyelerini ve karakter odaklı romanları sevenler için güzel bir seçenek ama baştan sona aynı heyecanı koruyan bir kitap değil. Benim için iyi başlayıp ortalama biten bir okuma oldu.