Eden Fox, ressamlık kariyerinde önemli bir dönemece yaklaşırken eşi Harrison ile birlikte İngiltere’nin sahil kasabalarından birinde yeni bir hayata başlamıştır. Bir gün akşam koşusundan döndüğünde ise hayatı altüst olur: Evinin kapısı açılmaz, anahtarı işe yaramaz. Zili çaldığında kapıyı açan kadın kendi kıyafetlerini, yüzüğünü ve hatta kendi kimliğini taşımaktadır. Daha da kötüsü, Harrison bu yabancı kadının gerçek eşi olduğunu söyler.
Öte yandan hikâye, Birdy adında gizemli bir kadının anlatımıyla iç içe ilerler. Birdy’nin geçmişinde çözülmemiş sırlar, aile bağları ve ölüm fikriyle ilgili rahatsız edici durumlar vardır. Zaman ilerledikçe iki kadının hikâyeleri kesişmeye başlar.
Karakterler, geçmiş olaylar ve farklı bakış açıları devreye girdikçe dikkati artırmak gerekiyor. Çünkü bir noktada olaylar içinden çıkılmaz bir hal alıyor. Finali gereksiz katmanlı ve akla pek yatkın değil. Kitaba yılın en kusursuz psikolojik gerilimi beklentisiyle başlarsanız hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz. Sayfaları hızla çevirip kafanızı dağıtacağınız, bol şüphe, bol sır içeren, sürükleyici bir gizem kitabı arayışındaysanız keyif alabilme ihtimaliniz yüksek.
Feeney’le öldürmez-güldürmez ilişkimiz hız kesmeden devam ediyor. Kitaba dönelim; kaostan beslenen biri olarak, seviyorum ben böyle antun kuntin kaotik kurguları, yapacak bir şey yok. Ancak benim keyif almam, şiddetle tavsiye edeceğim anlamına gelmez. Yadsınamaz bir gerçek var; mantığın bittiği noktada devreye Alice Feeney girer. Yazarın diğer kitaplarından alışkın olduğumuz genel tavrı da bu; bir noktada şalteri indirir ve çözüme bodoslama dalar. Haliyle beyinler yanar. Yani beklentinizi yazarın potansiyeline göre ayarlamanızda fayda var. Zira ummadığınız taş itinayla başınıza çorap örebilir. Benden söylemesi..