İnsanlar ne der, kendisine nasıl bakarlar diye içindeki duyguların baskılanıp körleştirildiği bu duygusuzluk silsilesinde hayatların mahvoluşunu vurgulayan Orhan Kemal’in El Kızı kitabı, diğer kitaplarına bakıldığında hafif sayılabilecek dili ve bir o kadar da yoğun olan duygu aktarımıyla Anadolu’nun yaralarını, insanların tekdüze yaşamaya çalışıp kendileri olamayışlarını çok güzel bir şekilde okura sunuyor.
Zamanın dinamiklerini reddeden idealist avukat Mahsur’un çevresindekilere karşı olan yorumunu tuttumu ne kadar açık gözlü olsa da kanından olan annesinin karısına yaptıklarını ve yaptırdıklarını görmezden gelmesi, kendisine âşık olduğu hâlde ses çıkaramayan karısının hayatını istemeden de olsa nasıl söndürdüğünü bize çok yoğun duygularla aktarıyor.