Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 16 Haziran 2026 00:39 Her muazzam kitaptan sonra ruhumda oluşan sarsıntıların dinmesi için bir müddet durup düşünür, o eseri içimde sindirmeye çalışırım. Fakat Deli Kurt’tan sonra bu sessizlik dönemi epey uzun sürdü; zira bu kitapla alakalı kelimeleri yan yana getirmek bile hakeza öylesine zor ki…
Hikaye, tarihimizin o en hazin dönemeçlerinden biri olan Ankara Savaşı’nın ardından, Fetret Devri’nin puslu atmosferinde başlıyor. Babasını bile görememiş, tarihin satır aralarında kalmış meçhul bir Osmanlı şehzadesinin hayatını anlatırken, sayfaların arasından taşan her bir duyguyu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Hüseyin Nihal Atsız’ın hayatını, şiirlerini, romanlarını ve mefkuresini benimsemiş bir adem olarak, her satırdan ayrı bir lezzet aldım. En güzeli de romandaki karakterlerin birer benzerini, kendi ailemde müşahhas birer hakikat olarak bulmam oldu.
Velhasıl, dönüp dönüp birkaç defa daha okumak isteyeceğim, ruhuma yoldaş bir başucu kitabım daha oldu. Ne diyelim; vaktiyle bir Atsız varmış, var olsun…