·456 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Haziran 2026 09:29 Çok ilginç ve çarpıcı bulduğum tespitler:
Hümanizmin dünyayı, hiç olmadığı kadar değiştirdi; sosyalizm, liberalizm ve nazizim özünde hümanizmin kollarıdır. Bunların hepsinin temelinde, farklı şekillerde, insan vardır.
İnsanlar, para, ahiret, mit ve millet hikayeleri anlatıp bunları hayatlarına yansıttıkları için yapay bir gerçeklik yarattı. Bu da "herkes için doğruysa demekki bunlar gerçek" yanılsaması yaratıyor. İnsanlar bu kurmaca düzenlerde egemenler tarafından zorla kullanılıyorlar ve isyan edip egemenleri yok etmeleri engelleniyor; Tanrı, millet, para, devlet vb. herşey yapay düzen ve kurmacalardır.
İnsanların, inanmayı bıraktıklarında buharlaşacak şeylere koca koca imparatorluklar da dahildir. (Sovyetlerin bir masada, bir kaç adam tarafından atılan imza ile dağıtılması örneği veriliyor)
Çocukların, boşanan anne babasının durumunun kendi yüzünden olduğuna inanması gibi, tek tanrıcılığa inananlar herşeyin kendileri için yaratıldığı sanrısı içindedirler.
Herşey bir kurgu ve oyun iken neden onlardan faydalanmak yerine onlar için hayatlarımızı feda edelim?
Modern zamanlardaki oyunun kuralı ve sözleşmenin özeti: insanlar güç elde etmenin karşılığında hayatın nesiller boyu varolagelmiş anlamını terk etmiştir. Ve hayatın bizim yüklediğimiz bu kurgular dışında bir anlamı yoktur.
En büyük keşif, insanın cahil olduğunu fark etmesidir.
Evrimsel Hümanizmin öne sürdükleri, Naziler dışında, doğrudur; bazı kültürler daha üstündür.
Savaşta veya fakirlikte sakat kalan, yakınını kaybeden veya acı çekenler bir anlama sığınarak güç alırlar ve bunlar, (Ulus, din, ahiret, cennet, şehitlik gibi) yapay anlamlardır. Bu anlamlar, egemenler tarafından ne kadar büyütülürse, yönetilenlerce o kadar derin ve gerçek kabul edilir.
Modern psikiyatri bilimine göre, "özgün arzu" veya "iç sesimiz" biyokimyasal/nörokimyasal dengesizliklerin bir yan ürünüdür ve bu nedenle kamuoyu diye bir kavrama güvenmek doğru değildir. Çünkü insanlar yönlendirilebilir ve edilgen varlıklardır. (Bu açıdan oy vermenin ve liberalizmin bilim ile çeliştiği vurgulanıyor)
Geleneksel dinler biz insanların kozmik planın parçası olduğumuzu ve duygularımızla ilgilenildiğini (kainatın bizler için yaratıldığı, yaptıklarımızın kayıt edildiği; amel defteri...) söylüyordu; Veri Dini ise tüm veri akışımızla ilgilendiğini, duygu ve düşüncelerimizin bilgi kaynağı olarak izlendiğini söylüyor. Çünkü sınırsız işlem gücü olan ve bilinçsiz ama yüksek zekalı algoritmaların bizi bizden daha iyi bilmesi için çok fazla bilgiye ihtiyacı vardır.
Bir insanın bunları fark edip kabul etmesi veya sürekli farkında olması çok zor, çünkü sanal gerçekliğin içinde yaşayıp, sürekli ve yoğun şekilde bu yapay gerçeklerin etkisi altındayız.
Bunları bilmek bize neyi kazandırır? Mutlaka pek çok şey... Bir o kadar da kafa karışıklığı...
Her insanın okuması gerek bu kitabı.