·312 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Haziran 2026 14:20 Hikaye Osmanlı mimarisinin yadigarı konaklardan Can Feda’nın satışının gerçekleşeceği günden başlıyor.Olayları bazen Derviş Ali,bazen de Halide’nin dilinden dinliyoruz.Hikayenin dokusu o kadar içe işliyor ki,okurken sadece bir roman değil,bir ruhun yankısını dinliyormuşsunuz gibi hissettiriyor.O kadar yalın ve vurucu bir dille anlatıyor ki her sayfa bir yara izi gibi kalıyor insanda.Bir yerde Halide şöyle der:”Yalnızlık her gün yeni çehrelerle,yeni sızılarla kendini çoğaltıyor.Öyle ki,saf ve gerçek yalnızlığı bu dünyada ilk ben keşfetmişim gibi hissediyorum.” Bu cümle romanın kalbini özetliyor aslında. İnsanın kendi karanlığıyla baş başa kalışını. Çok dokunaklı,çok insanca bir hikaye. Karanlıkta bile açan çiçekler vardır.İnsan onları her gördüğünde hayata yeniden inanır.