“Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonuma bir yenisi daha eklendi: Arıları Kurtardığımız Yaz. Arıları çok seven biri olarak daha kitabın ismine ve kapağına ilk anda vuruldum zaten.
Kitap boyunca karakterlerin çoğunu gerçekten çok sevdim. Özellikle çocukların yaşadıkları durum karşısında verdikleri tepkiler çok gerçek hissettirdi bana. Her çocuk zor bir durumla farklı şekilde baş etmeye çalışıyor sonuçta; biri kaçmayı seçerken diğeri içine kapanıp susmayı tercih etti, kalanlarsa kabullenmeyi. Ama hepsinin ortak noktası, bir gelecekleri olduğunu annelerine kanıtlamaya çalışmalarıydı. Bu çabaları okurken hem üzüldüm hem de onlarla gurur duydum.
Ama Wolf’un annesine karşı aynı sempatiyi hissedemedim. Bir anne olarak çocuklarının duygularına bu kadar duyarsız olması beni gerçekten sinirlendirdi. Eğitimlerini önemsememesi, istemedikleri kostümleri giymeye zorlaması ve istemedikleri bir yolculuğun içine sürüklemesi boyunca içimde sürekli bir öfke vardı. Çocukların sesini duymamakta bu kadar ısrar etmesi çok can yakıcıydı.
Kitapla ilgili sevmediğim şey ise açık sonla bitmesiydi. Violet nereye gitti? Geri dönecek mi? İkizler yolculuğa devam mı edecek yoksa büyükanneleriyle mi kalacak? Hikâye bittiğinde kafamın içinde hâlâ cevap bekleyen bir sürü soru vardı.
Yine de kitabın o sıcak, kırgın ve umutlu havasını sevdim. Özellikle arıların hikâyenin içinde taşıdığı anlam çok güzeldi. Bazı insanlar için arılar sadece arıdır belki ama bu kitapta özgürlüğü, düzeni, geleceği ve ait olmayı temsil ediyorlardı sanki. Robin StevensonArıları Kurtardığımız Yaz