·440 syf.····Okunma: 16 Haziran 2026 19:34 Kitabın kapağını kapattığımda soru işaretleriyle beraber bir boşluk oldu içimde. Şehnazla ve hayatıyla vedalaşmak beni bi üzdü. Kitabı çok sevdim aslında ama beni bazen biraz yordu. Çağrışımlarla ilerleyen, yoğun bilinç akışı kullanan , dallanıp budaklanan bir anlatı tarzı , hafızanın çalışma mantığını taklit eden parçalı bir anlatı diyebilirim.
Örnek vermem gerekirse anneannesinin yaşadığı sıkıntıları anlatırken annesinin de sıkıntısını nasıl aileye sahip çıkmak zorunda kaldığı, bunu anlatacakken birden annesinin atanmadan önceki işini ve o işi nasıl bulduğunu anlatacak ya(tabii bu da başka bi konudan detay kısmı)
Mahalledeki Bilmem ne abla sayesinde diye başlayıp o kadının hayatını detaylarıyla ve ölüm anını bile anlatıyor oturduğu Fil yokuşu sokağının tarihçesini kadının sevgilisinden öğrendiğine geçiyor o Tarihçe dikkatini çektiği için bunu okul ödevinde kullandığına, hocasının ona inanmadığına ve kavga ettiklerine özür dileme kısmına kadar ve oradan E’ye hissettiği aşk güzellemesine geçiyor oradan tekrar. İşte bu işi o abla bulmuş diye iş kısmını anlatıyor, iş kısmından babasıyla tanışma kısmına geçiyor, oradan sevgili oldukları hikayeleri anlatırken oradan nasıl evlendiklerine, neden evlendiklerine derken bir konu 150 sayfa sürüyor ortasındayken konu neydi ya oluyosunuz. Bide bana komşunun hayat hikayesini anlatana kadar kendi hayatının detaylarını da bi verseydi ya olmadım değil.
Ama genel hatlarıyla heyecanla okuduğum bir kitaptı.