Oğuz Atay’ın o muazzam ve sarsıcı diliyle, gerçeklerle bağını koparıp kendi kurduğu oyunların içinde kaybolan Hikmet Benol'un zihnine daldığım, kelimenin tam anlamıyla baş döndürücü bir okumaydı. Toplumun dayattığı kalıplara ayak uyduramayan modern insanın yalnızlığını, ironiyi ve trajediyi öyle iç içe geçirerek anlatmış ki her satırda kendimi sorgularken buldum. Akıl ile delilik, rüya ile gerçek arasında gidip gelen, edebiyatımızın sınırlarını zorlayan tam bir başyapıttı.