Alexandre Dumas’nın o devasa hayal gücüyle ilmek ilmek işlediği, haksızlığa uğramış bir adamın küllerinden doğuşunu ve tarihin en görkemli intikam hikâyesini nefesimi tutarak okudum. Edmond Dantès’in o karanlık İf Şatosu zindanlarından çıkıp muazzam bir sabır, zekâ ve zenginlikle Monte Cristo Kontu'na dönüşmesini yazar öyle sürükleyici bir dille anlatmış ki kendimi adeta o amansız adalet arayışının içinde buldum. İhaneti, sadakati, insan psikolojisinin sınırlarını ve kaderin cilvelerini 19. yüzyıl Fransa'sının o büyüleyici atmosferinde yaşatan, edebiyat tarihinin en sürükleyici, en kusursuz başyapıtlarından biriydi.