Eser, tam olarak Dostoyevski'nin Beyaz Geceleri gibi Barış isimli bir çocuğun İnci isimli kendi gibi cezaevinde büyümüş bir arkadaşına yazdığı tek taraflı mektuplar şeklinde kurgulanmıştır. Tek seferde biten okuması kolay bir eserdi.
Barış başta mektuplarını arkadaşına bir türlü ulaştıramamakta, cevap alamamaktadır ancak sonradan tek tük karşılık almaya başlar ancak hapishane yönetimi mektupları okumakta ve düzgün yazılsın diye insanları uyarmaktadır. Bu insanlar genellikle düşünce suçlularıdır ve solculardır.
Bazı suçlulardan bahsederken "Onun suçu halkını sevmekmiş, bu yüzden cezaevine atmışlar, ben halkımı sevmeyeceğim.", "Onun suçu kitap okumakmış, ben kitap okumayacım." diyerek eser içerisinde mesajlar verir. Mektupları sansüre uğramasın diye yetişkin bir mahkuma ironik bir şekilde hükümet ağzıyla şifreli mektuplar da yazdığı olur. Zaten Barış'ın mektupları neredeyse tamamen cevapsız kalmaktadır çünkü çocuk aklıyla tabiri caizse "zülfiyare dokunmaktadır".
Tvde Af çıkacak haberi görürler ve bir şenlik havası hakim olur ancak palavra çıkar ve insanların bütün tadı kaçar. İnsanlar ekip başı denen koğuş ağasını oylarıyla kendi seçmektedir ancak cezaevi müdürü emrivaki şekilde Sümbül diye bir kadını seçer. Eski sorumlu Zeynep hakkaniyetli bir kadındır ancak Sümbül hoyrat ve adaletsiz biridir. Mahkumlar onu döverler ancak karşılığında kendileri de idareden sağlam bir dayak yerler. Olaydan sonra Sümbül gemi daha da azıya alır.
Esere adını veren olaylardan birinde annesi hastaneye gittiği için hayatında ikinci defa dışarı çıkan Barış bir uçurtma görür ve başında bekleyen askerlere "Uçurtma hapishanenin göğünden kaçmış ancak onu vurmayın." der.
Hapishane üzerinde yine bir uçurtma uçurulur, kadın mahkumlar bunu izler ancak yönetim buna bile izin vermez. Gülünç bir şekilde havadaki uçurtmaya hortumla su bile tutarlar. En sonunda uçurtma için vur emri verilir. O esnada Barış bağırır: "Vurmayın uçurtmayı!"