Puan vermedi·808 syf.····Okunma: 06 Haziran 2026 16:41 1948 Peru darbesi... General Manuel Arturo Odría Amoretti'nin başkanlığında, 27 Ekim 1948'de Arequipa'da gerçekleşen ve kendisi tarafından "Onarıcı Devrim" diye adlandırılarak, José Luis Bustamante y Rivero hükümetini indirerek yönetimi ele geçirdiği, "Ochenio" olarak bilinen 8 yıllık, Peru için militarizme dönüş, liberal ekonomik politikalar, APRA liderlerinin baskı ve zulmü ve kentli halk sınıfları üzerinde manipülatif popülizm anlamına gelen bu diktatörün yönetim sürecinin; baskılar altında, 1956'da genel seçimler düzenlemek zorunda kalarak ve başkanlık seçimlerini Manuel Prado Ugarteche'ye karşı kaybedişine tanıklık eden yazarımızın kaleminden dökülenlere
şöyle bir bakınca, siyaset yapanlar ile siyasete maruz kalanlar arasında okyanusları aşan bir fark var mıydı? Bence yoktu. Evine ekmek götüremese de kerhane/meyhane yoluna uğramadan evine gitmeyenler ile para içinde yüzüp bir evi kerhane/meyhaneye döndüren insanlar. Aşağıdan yukarıya yukarıdan aşağıya aynı orantıda birbirine kuyu kazan, yüze gülen, zaaflar üzerinden entrikalar çeviren, eğitim seviyesi yüksek olsun olmasın zekiliği, kurnazlığı ve sinsiliği ile her şeyi kendi lehine çevirmenin yolunu bulabilenler ile bunların tuzaklarıyla pusulalarını şaşıranların, yaka silktiren ilişkileri. Güç ve maddiyata sahip olmanın verdiği konforla, olmayanları aşağılayanlar ve olmadığı için bu aşağılamaya katlanan mazlumların yanı sıra bu düzene ayak uyduran yalaka takımları... "Bakanlığın önerdiği ücret artışı gayet makul,", "Pereira işçileri ikna etsin, bu talepler listesi tartışması son bulmalı. Orada gergin bir ortam yaratılıyor ve gerginlikler ajitasyon için elverişli bir ortam doğurur.".... "Neyin uygun olduğunu ya da neyin olmadığını uzun zamandır bilmiyorum," ... "Tek bildiğim bana uyan ya da uymayan." sözlerin sahibi Don Cayo gibilerce adam öldürtmek, olay çıkartmak için onca kaynak kullanılabildiği halde; kaynanasının sarfettiği "Oğlumun, hizmetçisi olabilecek biriyle evlenmesini nasıl kabullenebilirim?" gibi bir ifadeyi duymasına rağmen Santiago'nun Ancon'daki yazlığı kabul etmeyişine içerleyebilen bir eş bile o dönemde halkın mali, insani, ahlâkî durumunun içler acısı olduğunun bir kanıtı.
Bu kitabı okurken; bir ülkeyi yönetmek için gerekli olabilecek ülkü ve ideallerin neler olabileceğine ilişkin insanın kendi kafasında idealler oluşturması işten bile değil. Ki Santiago Zavala'nın babasının eski şoförü Ambrosio Pardo ile diktatör Odria'nın yönetimindeki siyaset ve politika uygulamalarının perde arkasına ışık tutan meyhane sohbetleri, ülkemiz kahvehane ihtiyarlarının, üniversiteli kafe gençlerinin ve sosyal medya sahte yada doğrucu Davut hesaplı üyelerinin muhabbetlerini anımsatmadı değil bana.
Baştan sona şiddet içeren bir yönetimin önü sonu yok olmaya mahkum oluşu, insani olarak şaşırtıcı değil. "Bu gün ona yarın bana!" diye düşünmeyi akıl etmek zor olmasa gerek.
Okurken beni zorlayan bir romandı. Sayın yazarın nöronlarını inanılmaz yormuş olmalı ki "zorunda kalsam yangından sadece bu kitabı kurtarırım" diyerek kendi içinde en özel raflara yerleştirmiş bu kitabını.
Yalnız şu var ki konunun yabancısı olmadığımdan olsa gerek, benim için ismiyle içerik ironisini hesaba katsam bile bu kitabı ilginç kılan tek yanı yazılış tarzı oldu. Katedral'de Sohbet gibi bir isimle; halı altlarından çıkartılanların göz önüne paralel evrenler arasına yığıldığı parale akıl almaz karmaşık bir güzellikteydi.