Puan vermedi·59 syf.··
2026 169. kitabı
İlhami Algör’ün o nevi şahsına münhasır, ironik, ritmik ve adeta bir caz doğaçlamasını andıran o müthiş kalemiyle; kelimelerle yaşayan, henüz yazılmamış bir romanın peşinde koşan bir yazarın ve hayatına bir fırtına gibi giren o gizemli, tekinsiz, büyüleyici kadının, yani Müzeyyen’in hikayesine daldım. Yazar; aşkın o ayakları yerden kesen ama aynı zamanda insanı kendi zaaflarıyla çırılçıplak bırakan o kaotik doğasını anlatırken, İstanbul’un sokaklarında, meyhanelerinde ve tütün dumanı altındaki düşüncelerde gezinen o tanıdık ama bir o kadar da sinematik atmosferi muazzam bir dille işlemiş. "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku" dedirten o hüzünlü ve muzip kabullenişi, erkek dünyasının o kırılgan egolarını, bir kadının özgürlüğüne çarparak nasıl tuzla buz olduğunu öyle samimi ve samimi olduğu kadar da felsefi bir hafiflikle aktarmış ki hayran kalmamak elde değil. Kısa, yoğun, her cümlesi altı çizilesi bir edebi manifesto niteliğinde olan; modern zamanların o şahsına münhasır aşk acısını, gidenlerin arkasında bıraktığı o eksiklik hissini ve kelimelerin her zaman her şeyi kurtarmaya yetmediğini fısıldayan, Türk edebiyatının o en şahsına münhasır, en ritmik ve çok özel başyapıtlarından biriydi.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutkuİlhami Algör · İletişim Yayıncılık · 201434,8bin okunma
·
39 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.