·240 syf.····Okunma: 17 Haziran 2026 21:24 On a Woman’s Madness adeta şiirli bir dili olan, orkide ve narenciye kokan bir kitap. Anlatıcının kelimeleri okuyucuyu şefkatle sararken bir anda ters köşe oluyor ve bir insanın ömrü için çok fazla vahşet ve hüznün içinden geçiyor okuyucu.
Kimlik arayışı, bir kurum olarak evlilik ve bununla ilgili toplumsal baskılar, ebeveynler ve aile tarihi ile olan ilişkiler, kimlik ve aşk arayışı ana temalar. Kesişimsellik (Intersectionality) kavramının ilk olarak 1989’da ortaya atıldığı düşünülürse 1982’de yayımlanan bu kitabın proto-kesişimsel bir çalışma olduğu söylenebilir. Irk, yakın zamana kadar olan köleliğin toplumsal bellekteki yeri (kitap 1950’ler Surinam’ında geçiyor), ekonomik statü, cinsiyet, cinsel yönelim gibi birçok etkenin irdelenmesinde bu deneyimi paylaşmayan birisi olarak oldukça empati duymamı sağlayacak bir anlatım vardı.
Hollandalı yazarları okumaya çalıştığım için önüme çıkan, sosyal medyada aratıp da bulamadığım bir eserdi, iyi ki Astrid Roemer’la tanışmışım. Sadece başlarda anlatım çok dağınık ve zamanda sıçrayarak ilerlediği için takip etmekte zorlandığımı söyleyebilirim, fakat ilk 100 sayfadan sonra alıştım.