Yorumumu kitabı okumak isteyen kişileri etkileme amacıyla değil, ne düşündüğümü unutmama amacıyla yazıyorum. Kitabın asıl adında ek olarak “çekiçle nasıl felsefe yapılır” ibaresi yer alıyor, gerçekten isminin hakkını veriyor. Hristiyanlık ve Platon öğretilerine dair eleştirisinde yer yer hak verdiğim noktalar vardı, mesela din ve ahlak anlayışlarını birbirinden ayırıp insanın sezgisel bir ahlak anlayışı olması fikrinin aslında dini öğretilerin ne kadar içimize işledğini gösterdiğini savunuyor. Antik Yunan öğretileri Hristiyan felsefesinin temeli olduğu için ikisini birlikte yıkma girişimi hoşuma gitti. Fakat yine de bunların yerine koyduğu yaklaşımlara kendimi yakın bulmadım.
Bu kitap aslında aforizmalarıyla ünlü, ben diğer yorumlarda olmayan birini buraya eklemek istiyorum: “Kadının derin olduğu kabul edilir - neden? Çünkü asla inilemez onun temeline. Kadın, sığ bile değildir henüz.” Bu kadar cinsiyetçiliği ve elitistliği ön planda olan eserler okuyunca kendimi sürekli bir içsel tepki halinde buluyorum. Sanırım işin sırrı bu tepkilere rağmen sapla samanı ayırabilmekte. Yine de bütüncül olarak baktığımda öne sürdüğü dünya görüşü hiç arkasında durabileceğim bir görüş gibi hissettirmiyor.