·304 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Haziran 2026 23:06 Bu çalışma Doğu Karadeniz 'de yer alan Rize'de insan_doga ilişkisinin mevcut yapısını ortaya çıkarıp, DOKAP Eylem Planının içerisinde yer alan Yeşil Yol Projesi nin bu yapı üzerinde yarattığı ve yaratacağı etkinin tartışılmasını içermektedir. İnsan doğa ilişkisi üretim ilişkileri kavramı üzerinden tle alınmış ve üretim ilişkilerinin gelişiminin getirdiği son biçim olan kapitalizm üzerine analiz yapılmıştır. Çalışma kapsamında amaca uygun olarak kavramsal, kuramsal, tarihsel, ilişkisi ve bütünlüğü bir analiz yapılmaya özen gösterilmiştir.
267
Diyor yazar Sonuç bölümüne baslarken.
Ve
"Konunun kuramsal, kavramsal kavramlarla düşünme çabasının ürünü olan bu çalışma umarım tartışmalar için iyi bir zemin okur diyor." kitabı ile ilgili.
Uzun yıllar Toroslarda yayla ya çıktık. Yayla yaşamının zorluğunu ama bir o kadar da insana kattığı değeri bilenlerdenim. Yayla yapabilmek için doğanın bozulmaması ve yaylaya çıkanlarında yaylanın doğal koşullarını kabul etmesi gerekir. Yayla ya çıkıp şehir konforu aramak, ya da çıktığınız yerin dokusunu bozmak had bilmezlik olur.
"Yeşil Yol Projesi"
Devlet ve Sermayenin Doğa ile İmtihanı
Derya Ince nin Akademik bir çalışması.Yüksek Lisans Tezi kitablaşmış. Akademik hayatın disiplini ve Halkın anlayacağı yakınlıkta bir dil. Konu üzücü, düşündürücü olsada okumak kolaydı.
Birinci Bölüm
Doğanın Sermaye Birikimi Sürecine Icerilme Aşamaları
Ikinci Bölüm
Sermaye Birikimi Sürecinde Yeni Bir Söylem Kalkınma Ajansları
Üçüncü Bölüm
Rize de Doğa Ile Kurulan İlişkinin Dönüşüm Hikayesi: Yeşil Yol Projesinin Yaylaciliga ve Turizme Etkisi
Rize ilk görev yerimde. Yeşilin binbir tonunu gördüm. Doğanın tahribatı vicdanları rahatsız etmesi gerekir.
Yayla yaşamının bir tercih olmasının ötesinde bir geçim yolu olduğunu, insanların yaylacılıkla varlıklarını sürdürebildikleri ve nesillerini yetistirebildikleri gerçeğini göz ardı etmek ve turizm adı altında talan etmek affedilmez suçlardan diye düşünüyorum.
Kitapta yaşam alanları ve geçimlerini talan edilen insanlarla röportajlara da yer vermiş.
Yayla Turizmi değil, talan turizmi kabul edilebilir mi?
Yayla bir yaşam biçimi olan, yaylacılıgı meslek edinmiş insanlarla yapılan roportajlara da yer vermiş kitapta yazar. Ben iki alıntı paylaşmak istedim.
Kontrol edebildigim bir turizm istiyorum. Bunu dünyada İsviçre, İsveç yapıyor. Alperen gidiyorsun, arabanı bir yerde bırakıp, sonra toplu taşıma (trenle, teleferikle) ile gidiyorsun, yürüyerek yapıyorsun. Bizde ise beş yıldızlı otellerde kalacak hem de son model arabalarla hiç yerinden oynamayacak, sonrada gittik,gezdik, gördük. Yok, kardeşim, o zaman senin için batı, Güney uygundur.(görüşmeci)
197
Yesil Yol demeyelim buna tek söylenmeyecek şey 'yesil' dır. Bu bir 'talan yolu ' olabilir. Mezraya çıkan yolun 11 kilometrelik bir mesafede bile verdiği zararın farkındayız biz. Hiç kesilmeyecek ağaçlar kesildi, hiç kesilmeyecek mesafelerden ağaçlar getirildi.(görüşmeci)
233
Janus'un çifte yüzü: Zaman karanlığa karşı kendi hayatlarında biriktiriyor başlıklı makaleyi Fuat Ercan
"Bu çalışmada yükselen seslerden biri, bu çalışmada yükselen seslere ışık tutuyor, okuru ve okudukça 'devlet kim, şirket kim' diyeni bol olsun "29
Bu cümlelerle bitiriyor.
Bende aynı dileklerle okudum ve paylaşıyorum.
Gelişip,evrilirken yok etmeden,talan etmeden, belki bir kesimi güçlendirirken yerel halkı ve doğayı talan etmeden ,devletin varlığının ve bekasının millet,halk,insanların varlığını sürdürebilmesi ile mümkün olacağı idraki ile hayatı ve kitapları iyi okumalar.