Cemal Süreya, o bildiğimiz tanıdık kelimeleri öyle bir yan yana getiriyor ki, aşkın en erotik, en hüzünlü ve en muzip hali göğsümüze bir sızı gibi oturuyor. Üvercinka'dan Göçebe'ye uzanan bu koca külliyatı her karıştırdığımda, insanın canını acıtan bir ayrılığın da, göğe bakılan bir anın da ancak bu kadar "canlı" mısralara dökülebileceğine bir kez daha hayran kalıyorum.