Mihail Bulgakov, tıp fakültesinden yeni mezun olmuş çiçeği burnunda bir doktorun, Rusya’nın o uçsuz bucaksız ve karlar altındaki ücra bir köyünde cehaletle ve imkansızlıklarla verdiği savaşı muazzam bir kara mizahla aktarıyor. Genç bir insanın o omuzlarındaki ağır sorumluluk altında ezilişini, korkularını ve her şeye rağmen sergilediği o fedakarca çırpınışı okurken kendinizi adeta o loş, soğuk muayene odasında, titreyen bir gaz lambasının ışığında beklerken buluyorsunuz.