·438 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Haziran 2026 00:14 Çukurova....
Dağlar, dereler, bitmek bilmeyen o uçsuz bucaksız ova...
Memed’in hem sığınağı hem de sınavı... okurken burnuna o toprağın kokusu, yüzüne değen o dağ rüzgârı...
Yaşar Kemal okuyana kadar tam olarak ben "kitap okuyorum" denilmez, demişti bana biri. Haklı olduğunu şimdi anlıyorum.
Betimlemeler, diyaloglar, karakterler, hepsi o kadar bizden ki.. okurken hiç bir şekilde sıkılmadım. İnce Memed'e başlamadan önce çok sık duyuyordum; sıkıcı bir anlatımı var, sürekli diyalog şeklinde olduğu için tiyatro havası veriyor vs. Öyle olduğunu düşünmüyorum.. evet düşüncelerine, içsel hesaplaşmalarına, psikolojik durumlarına çok yer verilmemiş ama ilahi bakış açısıyla yazılan bir çok kitapta zaten bunu görürüz. Bu şekilde olması kitabı daha değerli kıldı benim için. Kanal 7 filmleri gibi hissettirdi çoğu zaman.
Bir yerde zulüm varsa aynı oranda büyüyen karşıt bir güç de bulunur, biri ilahiki kalkar başkaldırır. Bir kediyi bile köşeye sıkıştırdığında aslan kesilir. Devir değişti değişmesine de Abdi ağalar değişmedi. Kılık değiştirdiler ama değişmediler. İnce memed gibiler çoğalsa idi de adalet neymiş görseydi dünya.