Puan vermedi·80 syf.··
2026 19. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 19:35
Bir varmış bir yokmuş… ademle Havva’nın hikayesinin diğer masallardan tek farkı başında evvel zaman içinde kalbur zaman içinde diye başlamaması olabilir:) Kitap gayet kısa ve hızlı okunuyor içinde ademin güncesi, Havva’nın güncesi ve şeytanın güncesi olmak üzere altı kısım bulunmaktadır. Herkes kendi gözünden dünyayı anlatır ve olaylardan bahseder. Kitabın öykü kitabı olduğunu bildiğim halde o kadar saçma ve mantıksızlıkla dolu olduğunu görmek bir tık sinir bozucu. Mark Twain’in de bunu bilerek gözümüze sokması o yıllara rağmen oldukça cesur. Bu hikaye bildiğimiz ademle Havva’nın cennetten kovulmasıyla ilgilidir. Yasakla ilgili hiçbir fikri olmayan iki yaratığın merak duygusuyla yaratılmasının hikayesidir. İşin sonunda da yasakları çiğnemek şaşırılacak şey olmayacaktır. John Locke eğer bu günceyi okuyabilmiş olsaydı Havva nın tam da kendi düşündüğü gibi insan beynin boş levha olduğunu ve duyularla deneyimlediği şeylerle bugünkü haline geldiğinin belki de en güzel örneklerinden biri olduğunu söylerdi. Çünkü Havva günceler boyunca gökyüzünü, yeryüzünü, suyun altını, üstünü her şeyi inceleyen isimlendiren ademin hayatına renk veren yaratık olarak konumlandırılmıştır. Bunların yanında Havva ikisinin ne amaçla var olduğunu anlamaya çalışır, düşünür, gözlemler ve bir gün ademle şeytanı bulup ona sormaya karar verirler. İyi ve kötü nedir diye sorduğunda doğasında olmayan kötülüğü ve yasağı bilmeyen ikisi bu olayın sonucunda başlarına ne geleceğini bilmeden onları cennetten kovduracak hatayı yaparlar. İşte o zaman bugüne kadar en alışılagelmiş din felsefesi soruları gelir aklımıza “neden merak duygusuna sahipler, iyi ve kötüyü bilmeyen biri cezanladırılabilir mi, neden ikisi ve bu merak neden daha çok kadına ait, cezalandırma neyi amaçlıyor, cennetten kovmak kimin işine yarayacak ve en önemlisi neden yasak olan bir şey bu kadar ortada vs vs Her neyse şeytanın güncesine gelecek olursak onların durumuna içten içe üzülüyormuş gibi gelir. Şimdi düşündüm de çoğu insandan daha duygulu bir yaratıkmış o da. Yaşayacakları şeyleri az çok tahmin etmişti demek ki. Yıllar yıllar önce ademle Havva’nın nasıl olduklarını anlamadıkları iki çocukları dünyaya gelmişti. Adem onların türünü anlamayıp düşünedursun Havva onlara kabil ve Habil demişti bile. Günlerden bir gün yasak meyvenin tadına bakan ikisi bir duyguyu daha tadacaklardı: ölüm. derin bir uyku diye anlattı şeytan onlara ama uyku kadar masum değildi ölüm. Şeytan bile üzüldü onlar adına. Çok şey dedim ama hiçbir soruyu yanıtlamadım. Ama bir şey sormadım kitabın ve hikayenin duygusal bir tarafı da vardı adem Havva’dan başta pek memnun olmasa da geçirdiği günler onları birbirine bağlar öyleki cennetten bir nevi Havva yüzünden kovulmuştur ama ademin güncesinde şunlar yazar “o neredeyse cennet orasıdır.” Bu da “bu anlamsız hayatı yaşamaya değer hale getirmek mümkün müdür?” sorusuna belki cevap olabilir.
Felsefe-Düşünce
Adem ile Havva'nın GüncesiMark Twain · Can Yayınları · 20217bin okunma
·
34 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.