·205 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Haziran 2026 00:18 Dil süslü değil, ağır metaforlar ya da karmaşık cümle yapıları yok, cümleler kısa ve akıcı. O yüzden bir süredir kitap okumamış birini yormadan içine çekebilir. Yoğun karakterli, edebi dili ağır romanların ardından zihni dinlendiren ama koparmayan bir geçiş kitabı da olabilir.
Tarih bilgisi yüklemeden okuyucuya İç savaş dönemi, Yeni rejim kolektifleştirme, kıtlık yılları, Kültür Devrimi dönemini yaşatıyor. Neredeyse 30-40 yıllık bir YAŞAMA tanık oluyoruz. Yaşam ama nasıl? İnsan sevdiği herkesi teker teker kaybederken, umutla yıkım arasında savrulurken, her şeye rağmen sabah uyanıp yaşamaya devam ederek... Kitabın en sarsıcı yanı da bu: Anlattığı şey aslında ölüm değil, insanın tükenmeyen yaşama gücü.
Savaşın içindeyken, kıtlığın ve açlığın tam ortasındayken, hem de nasıl bir açlık. Tüm bunlara rağmen kitap, umudun tamamen yok olmadığını ve insanın yaşamaya ne kadar inatla devam edebildiğini gösteriyor.