Ömer Hayyam, yüzyıllar öncesinden uzanan bu zamansız rubailerinde; şarabı, aşkı, anın büyüsünü ve hayatın geçiciliğini merkezine alarak adeta akıp giden zamana meydan okuyor. Evrenin sırlarını, din adamlarının bağnazlığını, ölümün mutlaklığını ve yaratılışın gizemini hiçbir kalıba sığmayan muazzam bir özgürlük hissi ve felsefi bir derinlikle sorguluyor. Yaşadığımız tek anın "şu an" olduğunu, geçmişin ve geleceğin koca bir hiçten ibaret olduğunu hatırlatan; insanı dogmalardan sıyırıp kendi varlığıyla ve hayatın tadıyla baş başa bırakan sarsıcı bir bilgelik abidesi.