Daniel Defoe, dünya edebiyatının ilk roman örneklerinden biri kabul edilen bu ölümsüz eserinde, rasyonalizmin, insan iradesinin ve doğaya karşı verilen o amansız hayatta kalma mücadelesinin zamansız bir destanını sunuyor. Genç bir denizciyken bindiği geminin batması sonucu ıssız bir adada tek başına mahsur kalan Robinson Crusoe’nun, sıfırdan bir medeniyet kurma yolculuğunu anlatıyor.
Çöllerin ve vahşi doğanın ortasında, yalnızlığın getirdiği varoluşsal sancılarla boğuşurken inancını, aklını ve elindeki kısıtlı araçları kullanarak adayı adeta kendi krallığına dönüştüren kahramanımız; yıllar sonra hayatını kurtardığı yerli Cuma (Friday) ile de insan ilişkilerinin, dilin ve dostluğun köklerine inen bir bağ kuruyor.
Sadece bir macera romanı olmanın çok ötesinde; insanın yalnızlığa karşı direnişini, sömürgeci zihniyetin ve mülkiyet duygusunun birey üzerindeki yansımalarını sosyolojik bir ayna gibi işleyen, insanın her koşulda küllerinden yeniden doğabileceğini kanıtlayan kült bir başyapıt.