İskender Pala, edebiyatımızın en görkemli dönemlerinden biri olan Lale Devri’nin o ışıltılı, zevkusefa dolu ama bir o kadar da entrikalarla örülü atmosferini, İstanbul’un büyülü sokaklarında geçen muazzam bir tarihi polisiye ve aşk hikayesiyle harmanlıyor. Roman, Sultan Üçüncü Ahmed’in saltanatı döneminde, saray ressamı Şahin’in sevdiği kadın olan kalfalar kalfası sadık sevgilisi fidan boylu Şeküre’nin gizemli bir cinayete kurban gitmesiyle başlıyor.
Bir yandan bu trajik cinayetin perdesini aralamak ve katilin kim olduğunu bulmak için bir dedektif gibi iz süren Şahin’in acısını izlerken; diğer yandan devletin en üst kademelerine, sadrazam konaklarına, şairlerin meclislerine ve nihayetinde Lale Devri’ni kanlı bir ihtilalle sona erdirecek olan Patrona Halil İsyanı’nın ayak seslerine şahitlik ediyoruz. Yazar, dönemin göz kamaştıran lale kültürünü, her biri servet değerindeki lale soğanlarının ardında dönen kirli oyunları ve güç savaşlarını bir fon olarak kullanıyor.
Kitaba adını veren ve hüznün, yasın simgesi olan o nadide, siyah lale "Katre-i Matem" üzerinden İskender Pala; Divan edebiyatının o zengin estetiğini, Osmanlı dünyasının felsefesini, tasavvufi derinliğini ve gündelik yaşam ritmini kusursuz bir dille işliyor.
*Katre-i Matem*; gizemli şifrelerin, zehirlerin, aşkın ve hıyanetin iç içe geçtiği, okuru Osmanlı İstanbul’unun hem asil hem de karanlık dehlizlerinde soluk soluğa bir yolculuğa çıkaran, tarihsel roman türünün edebiyatımızdaki en zengin ve en nadide örneklerinden biridir.