Puan vermedi·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:21
​Namık Kemal'in Magosa sürgününde yazdığı Âkif Bey, açıkçası tiyatro tekniği açısından güçlü değil ama mesele karakter kurgulamak olduğunda yazarın ne kadar cesur davrandığını net bir şekilde görebiliyorsunuz. ​Hikâye ana hatlarıyla şöyle: Vatan uğruna Sinop deniz savaşına giden Âkif Bey, onun öldüğü dedikodusu yayılınca hiç vakit kaybetmeden yeni bir evliliğe hazırlanan ihtiraslı eşi Dilrûba ve tam düğün günü çıkagelen kocanın yarattığı kaçınılmaz facia. Konu Balzac’ın "Colonel Chabert" romanını epey andırsa da oyunu asıl çekici kılan şey tamamen Dilrûba karakterinin özgünlüğü. ​Ahmet Hamdi Tanpınar bu oyunu değerlendirirken çok yerinde bir tespitle Dilrûba'yı "erkek yiyici" olarak tanımlar. Gerçekten de oyun, bir süre sonra Kemal'in fikirlerini anlattığı didaktik metin olmaktan çıkıp zıt ihtirasların amansız kavgasına dönüşüyor. Bütün şehir Dilrûba'nın ne olduğunu bilirken Âkif Bey'in gözünün vatan aşkından kör olması da trajediyi derinleştiriyor. ​Benim okurken asıl ilgimi çeken kısım ise karakterin ismiyle yazgısı arasındaki o uyum oldu. "Gönül çalan, yürek yakan" anlamına gelen Dilrûba, isminin taşıdığı bütün o yıkıcı enerjiyi etrafındakilere yansıtıyor. Kemal'in romanlarında karşımıza çıkan o tehlikeli ve ihtiraslı kadın prototipinin ilk ayak sesleri aslında bu oyunda gizli. Dilrûba'yı okurken ister istemez İntibah’taki Mahpeyker’i ya da Cezmi’deki Şehriyâr’ı hatırlıyorsunuz. ​Kurgusal zaaflarına takılmadan Tanzimat edebiyatındaki "yıkıcı kadın" figürünün gelişimini ve insan psikolojisini görmek için bence kesinlikle okunmayı hak ediyor.
Akif BeyNamık Kemal · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20251,178 okunma
·
22 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.