Bugün size gizemi, gerilimi ve karanlık atmosferiyle beni sayfalar boyunca merak içinde bırakan Ölümcül Konular kitabının yorumuyla geldim.
Sydney Denik, Alzheimer araştırmaları yapan gizemli Madrona Vakfı’nın adadaki tesisinde çalışma fırsatı yakalar. Ancak tesise vardığı andan itibaren her şey garipleşmeye başlar. İnsanların tuhaf davranışları, açıklanamayan olaylar ve kaybolan kişiler Sydney’i büyük bir gizemin içine sürükler. Üstelik yaşadıklarının kendi zihninin bir oyunu mu yoksa gerçekten bir şeylerin ters gittiğinin işareti mi olduğunu anlamakta zorlanır. Bir yandan da hem psikoloğu hem de hocası olan Wes Kincaid’e karşı hissettiği çekim, olayları daha da karmaşık hale getirir.
Bu kitapta en sevdiğim şey kesinlikle merak unsuruydu. Her sayfayı “acaba şimdi ne olacak?” diye çevirdim ve kitap boyunca bu hissi hiç kaybetmedim. Yazarın yarattığı atmosfer o kadar başarılıydı ki kendimi zaman zaman Sydney’le birlikte o tesisin koridorlarında, laboratuvarlarında ve ormanın içinde hissettim. Sürekli bir şeylerin ters gittiğini biliyorsunuz ama ne olduğunu bir türlü çözemiyorsunuz.
Wes karakterini de oldukça sevdim. Onun hakkında ne düşüneceğime uzun süre karar veremedim ve bu da hikâyedeki gizem duygusunu güçlendirdi. Sydney ve Wes arasındaki çekim hoşuma gitse de benim için kitabın önüne geçen şey kesinlikle gerilim ve gizem tarafı oldu.
Özellikle sonlara doğru tempo daha da yükseldi ve ortaya çıkan gerçekler beni şaşırtmayı başardı. Kitap boyunca kurduğum birçok teori boşa çıktı diyebilirim. Finalde yaşananları okurken gerçekten büyük bir merak ve heyecan içindeydim.
Karina Halle’nin kalemiyle ilk kez tanıştım ve anlatımını oldukça akıcı buldum. Kitap beni ilk sayfasından son sayfasına kadar içinde tutmayı başardı. Gizemli atmosferleri, psikolojik gerilimi ve sürekli ters köşe yapan kurguları seviyorsanız bence bu kitaba mutlaka bir şans vermelisiniz.