Puan vermedi·93 syf.····Okunma: 19 Haziran 2026 16:22 Bir grup köylü, ellerindeki tohumlar çürüyünce son umutları olan Çukurova’ya çalışmaya iniyor. Ama oraya vardıklarında karşılarına iş değil, traktörler ve biçerdöverler çıkıyor. İnsan emeğinin yerini makinelerin aldığı bir düzen… Ve umutla çıktıkları yol, yavaş yavaş hayal kırıklığına dönüşüyor.
Yol boyunca açlık, hastalık ve çaresizlik iç içe geçiyor. Özellikle Yusuf’un sıtmaya yakalanması ve insanların zor şartlarda ayakta kalma çabası çok etkileyiciydi.
Beni en çok düşündüren şey ise insanların umutsuz kaldıklarında tutunacak bir şey aramasıydı. Nar ağacının kutsal olduğuna dair söylenti bile bir anda gerçek gibi kabul ediliyor. Aslında inanılan şey ağaçtan çok, umudun kendisi gibi geldi bana.
Bir de Çukurova insanının tek bir kalıba sığmaması dikkatimi çekti. Bir kısmı yoksulları aşağılayacak kadar sertleşmişken, bir kısmı hâlâ insancıl ve misafirperver kalabilmiş. Aynı toprakta hem merhamet hem de acımasızlık yan yana duruyor.
Anlatımı ise en sevdiğim taraf oldu; sanki biri karşısına oturmuş da yaşadıklarını sakin sakin anlatıyormuş gibi. Sade, doğal ve gerçek bir hikâyeydi.
Benim için olaylardan çok hissettirdikleriyle aklımda kalan bir kitap oldu.