Puan vermedi·144 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Haziran 2026 18:05 İncelememe Kitabın En Sevdiğim Alıntısıyla Başlamak İstiyorum
Genç dostlarımız Allah'a (c.c.) dayansınlar, çalışmaya ve gayrete sarılsınlar. Yenildik, pes ettik, demesinler. Yedi kez düşseler de sekizinci kez ayağa kalksınlar. Hayattan geriye anlatılmaya değer bir hikâye bırakmaları gerektiğini unutmasınlar. İnsan, bu hayatı boşa yaşamış olamaz. Bizden önce milyarlarca ruh yaşadı ve gitti, bizden sonra da milyarlarca ruh gelip geçecek. İnsan hayatı, sonsuz âlemde bir ışık çakımı gibi... Öyleyse buraya güzel bir sada, hoş bir iz bırakmak gerek. Yaptıklarımızla, söylediklerimizle, dokunduğumuz kalplerle... Bunun için sâ'ye, çalışmaya sarılmak lazım...
Bu satırları okuduğumda içimdeki o geçici telaşın dindiğini hissettim. Bazen hepimiz "her şey üstümüze geliyor" diye düşünüyoruz ama bu kitap bize aslında hayatın ne kadar kıymetli bir "iz" bırakma fırsatı olduğunu hatırlatıyor. Düştüğümüzde "yenildim" demek yerine, yedi kere düşüp sekizinci kez ayağa kalkmanın o asil direnişini kuşanmak... Bu, ruhu gerçekten hafifleten, insanı kendi eksenine döndüren bir bakış açısı.
Hayat, evet, sadece bir ışık çakımı kadar kısa ama bu kısa sürede dokunduğumuz kalpler, ettiğimiz güzel sözler ve çabamızla dünyaya bıraktığımız o hoş sada, baki kalacak olan asıl mirasımız.
Eğer siz de hayatın karmaşasında soluklanacak, "tekrar ayağa kalkmak için" bir neden arayacak bir dost sesi arıyorsanız, bu kitap tam da omuzunuza dokunup "devam et" diyecek türden. Başucunuzda dursun, her sayfada kendi hikayenize dair bir parça bulacaksınız.
Şimdi Geçelim Kitaba
Modern zamanın gürültüsünde yorulmuş, kendi içine dönmek isteyen herkes için bir sığınak bu kitap.Bu kitap, modern dünyanın karmaşasında kaybolan, sürekli bir yerlere yetişmeye çalışan ruhumuza verilmiş bir mola gibi.
Sadettin Ökten, Kemal Sayar ve Mehmet Dinç; bir masa etrafında toplanmış dostların samimiyetiyle, ruhumuzun en kuytu köşelerine ışık tutuyorlar.
Sadettin Ökten, Kemal Sayar ve Mehmet Dinç’in kıymetli kalemlerinden dökülen bu söyleşi; sadece bir okuma deneyimi değil, aynı zamanda bir içe dönüş yolculuğu. Modernleşmenin getirdiği yalnızlığı, insanın kendi hakikatini arayışını ve yaralı ruhların nasıl şifa bulabileceğini öyle naif bir dille anlatıyorlar ki... Her bir satırda "belki derdimize bir çare bulunur" umudunu taşıyorsunuz.
Kitabın sayfalarını araladığınızda; aslında sadece bir kitap okumadığınızı, bir "derde ortak olunduğunu" fark ediyorsunuz. Kitabın kapağındaki o ince narin çiçek, aslında hayatın tüm telaşına rağmen içimizde saklı kalan o küçük umudu simgeliyor.
"Dünyada bir evim olmadı Allah'ım, ebedi bahçeli cennetinde bir köşk isterim."
Bu cümle, insanın bu dünyaya ait olmadığını, hep bir eksiklik duygusuyla yürüdüğünü öyle güzel özetliyor ki... Kitap boyunca yazarın modernite, insan ilişkileri ve maneviyat üzerine kurduğu cümleler, zihnimdeki birçok düğümü çözmemi sağladı. Kendini yorgun hisseden, anlam arayışında olan ve "iyileşmeye" ihtiyaç duyan herkesin kütüphanesinde mutlaka bulunmalı.
Ruhunuza iyi gelecek, altı çizilecek çok satırı olan, insana ferahlık veren bir yol arkadaşı.
Keyifli Okumalar