Insanın ayna karşısında kendine yaptığı en acımasız itiraftır. Baş kahraman Clamence, o kadar ikna edici ve o kadar bizden biri ki; onun "düşüşünü" izlerken kendi "düşüşlerimizi" hatırlamamak imkânsız.
Kitap boyunca o kadar ustaca bir suçluluk duygusu işleniyor ki, okurken kendinizi yavaş yavaş sorgularken buluyorsunuz. "Gerçekten iyi biri miyim, yoksa sadece iyi göründüğüm için mi iyi biri olduğumu sanıyorum?" sorusu, metnin her satırında bir gölge gibi sizi takip ediyor. Camus burada ahlakın aslında bir maskeden ibaret olabileceğini, kendimizden kaçmak için başkalarını yargılamaya ne kadar meyilli olduğumuzu gösteriyor.