Serendipçe (bu kelimeyi seviyorum) bulduğum bir kitap daha. Bulduğum diyorum çünkü ne yazar ne kitap hakkında hiçbir fikrimin olmadığı rastlantılar benim için bir buluş niteliğinde.
Bu bir avazlık kitap, bir yolculuk hikâyesi….
Hem gerçek hem metaforik olarak.
Neredeyse tamamının erkek olduğu bir gruptaki baş karakter kadının bu yolculukta uğradığı cinsel saldırıdan sonra yaşadığı içsel yolculuğu okuyoruz. Bu noktada yazacağım her kelime kitabın güzergâhını açık eden spoiler olur ki okuyucunun hakkına girmek istemem.
Lâkin şunları söyleyebilirim.
Karşılaşmalar, önyargılar, kibir, anlayışsızlıklar, paylaşılanlar, an’lar, anılar, benlik, hakikat çerçevesinde anlatısı cılız, üslubu şiirsel bir buluş ve kayboluş hikâyesi.
Tahammülfersa sıcaklığa karışan envai türlü baharat, tütsü ve yasemin kokusuyla buhurdanlıklar, cembiyeler, rengahenk kumaşlara sarılmış masalsı bir doku…
Düşün içinde bir düş…
Anafikri : “İşittiğimiz her şey bir görüştür, gerçek değil.
Gördüğümüz her şey bir perspektiftir, hakikat değil.” / Marcus Aurelius
Ana fikrin baba fikri :
Hiç kimse tesadüfen hayatımıza girmez.
Kimi ders olmak için gelir, öğretir ve sessizce gider.
Kimi ayna olur en derin yaraları, görülmeyen güzellikleri gösterir.
Kimi ezâ kimi şifâdır.
Kimi tebessüm olur kimi gözyaşı
Kimi de kırar ki kırıldığın yerden çiçek de açabil diye
Adenli AdamClara Janés