·576 syf.··Beğendi
···Okunma: 20 Haziran 2026 17:29 Bazen insanı düşmanları değil, en çok sevdikleri yaralar."
Merhabalar canlarım
Ben geldim ve bugün sizlere hem kendisiyle hem de kalemiyle ilk kez tanıştığım, elimden bırakamayıp tek günde bitirdiğim Zeynep İzem'in Örümceğin Ağıdı kitabı ile geldim.
Dünya, yıllardır üç abisinin zoruyla İngiltere'de yaşamaktadır. Her ne kadar ülkesine dönmek istese de abileri buna kesinlikle izin vermez ve yaptığı her girişim başarısızlıkla sonuçlanır. Ancak bu kez kararlıdır çünkü büyük abisi Kayahan evlenmektedir ve Dünya daha gelin adayını bile tanımıyordur. Üstelik abisi, düğüne gelmesine de kesin bir dille karşı çıkmıştır.
Ama Dünya pes edecek biri değildir. Arkadaşının kimliğini alarak gizlice Türkiye'ye gelir ve abilerinin aklına bile gelmeyeceğini düşündüğü en güvenli yerde, yani onların en büyük düşmanının otelinde kalmaya başlar.
İşte tam bu noktada Eymir Ümit Valen ile yolları kesişiyor. İkili arasındaki atışmalar, Dünya'nın kılık değiştirmiş hâli ve Eymir'in ona karşı giderek artan ilgisi okumayı inanılmaz keyifli hâle getiriyor.
Dünya, düğün öncesi abisini uzaktan da olsa görmek isterken aynı gün yakalanıyor ve abileri onun düşmanlarının otelinde kaldığını da öğreniyor. Ayrılmadan önce Eymir'in adamlarından Oflaz, koluna numarasını yazıyor ve yardıma ihtiyacı olursa aramasını söylüyor. (İşte tam burada Oflaz'a içten içe bayıldım diyebilirim. )
Eve dönen Dünya ise çok ağır gerçeklerle yüzleşiyor. Ortanca abisi artık evde yaşamıyordur, ona ait tüm eşyalar ise müstakbel yengesi tarafından evden attırılmıştır. Yaşanan tartışmalar, kırgınlıklar ve kavgalar onları düğün gününe kadar getiriyor.
Fakat asıl olaylar düğünde başlıyor. Dünya, yengesinin aslında bir hain olduğunu ve düşmanları tarafından Kayahan'ı öldürmek için aralarına sokulduğunu öğreniyor. Ancak bunu öğrenmesinin bedeli çok ağır oluyor. Yengesi onu vuruyor ve bayılmadan hemen önce bütün suçu Dünya'nın üzerine atıyor. En acı tarafı ise abisinin ona hiç inanmaması oluyor.
Tam çaresiz kaldığı anda ise yardım istediği kişi, abilerinin en büyük düşmanı Eymir oluyor. Ve işte asıl hikâye tam burada başlıyor.
Daha fazla spoiler vermeden kendi yorumuma geçmek istiyorum.
Ben kitaba başlarken bu kadar seveceğimi açıkçası hiç düşünmüyordum. Hatta kitapla ilgili herhangi bir fikrim bile yoktu. Bu yüzden yavaş ilerleyen bir kitap olacağını düşünmüştüm ama resmen elimde su gibi aktı. Sabah başladığım kitabı akşam saatlerinde bitirdim.
Anlaşmalı evlilik , düşmandan aşka , intikam , sırlar ve geçmişin karanlık yüklerini seviyorsanız bu kitap tam sizlik.
Ama gelelim sinir olduğum karakterlere... Dünya'nın iki abisine o kadar sinirlendim ki anlatamam. Özellikle Kayahan benim için tam bir hayal kırıklığıydı. Abiliği geçtim, nişanlısı konusunda bile en ufak bir sorgulama yapmaması gerçekten sinirlerimi bozdu. (Gerçekten düşündükçe hâlâ sinirleniyorum. )
Özgür desen zaten ne söylenirse onun peşinden gidiyor ve Dünya'ya yaşattıkları da hiç affedilebilir değildi.
Eymir ise tam anlamıyla gönlümü çaldı. Düşman olmalarına rağmen Dünya'yı iki kez ölümün kıyısından kurtarması, ona intikam alma fırsatı tanıması ve daha nikâhlarının ilk anlarından itibaren onu düşünmeye başlaması beni gerçekten çok etkiledi.
İkili arasında inanılmaz güzel bir çekim vardı. Atışmaları, birbirlerine karşı gelişen bağları ve yavaş yavaş oluşan güven duygusu çok güzeldi. (Ben bu ikiliye gerçekten bayıldım. )
Yan karakterler arasında ise Oflaz ve Nehir kesinlikle favorilerim oldu. Firuze'yi de ayrıca çok sevdim.
Genel olarak kitapta sevmediğim tek kesim Dünya'nın ailesiydi. Özellikle Kayahan'dan ciddi anlamda nefret ettim diyebilirim.
Yazım dili oldukça akıcıydı, olay örgüsü sıkmadan ilerliyordu ve bir sonraki sayfada ne olacağını merak ederek okuyorsunuz. (Bazı kitaplar sizi okutmaz, bu kitap resmen kendini okuttu. )
Düşmandan aşka , anlaşmalı evlilik , intikam , aile sırları , geçmişin karmaşıklığı ve yüksek karakter çekimi seviyorsanız kesinlikle şans vermelisiniz.
Ben çok severek okudum ve gönül rahatlığıyla tavsiye ediyorum.