Alex Schulman'ın 17 Haziran romanı, insanın geçmişten gerçekten kaçıp kaçamayacağını sorgulayan etkileyici bir yüzleşme hikâyesi. Roman boyunca bir tarihin etrafında örülen sır perdesi yavaş yavaş aralanırken, okur da karakterle birlikte unutulduğu sanılan anıların peşine düşüyor.
Schulman, hafızanın güvenilirliğini, aile içindeki sessizlikleri ve çocuklukta açılan yaraların yetişkinlikte nasıl iz bıraktığını büyük bir incelikle anlatıyor. Geçmiş ve bugün arasında gidip gelen anlatım, romanın gerilim duygusunu sürekli canlı tutarken duygusal yoğunluğunu da artırıyor.
17 Haziran, yalnızca bir sırrın çözülüşünü değil, insanın kendisiyle hesaplaşmasını da anlatıyor. Bazı olayların üzerinden yıllar geçse bile etkilerinin sürdüğünü, bazen bir anının bütün hayatı şekillendirebildiğini gösteriyor.
Alex Schulman'ın sade ama vurucu dili sayesinde roman, okuru sessiz bir hüznün içine çekiyor. Son sayfa kapandığında geriye yalnızca bir hikâye değil; aile, hafıza ve affetme üzerine düşünceler kalıyor.
Geçmişin gölgesinde ilerleyen, psikolojik derinliği güçlü romanları sevenler için unutulmayacak bir okuma deneyimi.
17 HaziranAlex Schulman