·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 21 Haziran 2026 12:32 Bir aile ne kadar sır barındırabilir bünyesinde ya da insanoğlu ne kadar sırrı sırtlanabilir. Sonsuza kadar saklanabilir mi sır dediğimiz? Şermin Yaşar yalın sade ve içine okuyucuyu alan diliyle döktürmüş yine. Seviyorum ben bu kadının tarzını. Anne, baba, çocuklar... Hepsinin ayrı bir hikayesi ayrı bir derdi var kendince.
"insan böyle bir șey. Nerede, hangi yaşta olursa olsun, kabuğunu kırıp içine baksan içi cılk yara. Yarasız, dertsiz, Sırsız insan yok da, işte kimisi üstünü iyi örtüyor." derken Volkan Konak'ın eşsiz yorumuyla "herkesin bir derdi var durur içerisinde" şarkısı geçiyor zihnimden sonra istemsizce dudaklarıma dökülüyor. Bir müddet Ethem'i, Mürüvvet'i, Kazım'ı,Sevgi'yi, Emin'i Nurten'i, Ekrem'i, Hülyayı düşünüyorum ayrı ayrı. Herkesin derdi olur da bu kadar dert bir araya gelir mi hiç diyorum gelirse böyle olur işte.
Kendileri anlatıyorlar kendi ağızlarından yaşadıkları ruhsal gelgitleri aile bireyleri. Aile olmak demek sadece aynı çatı altında bulunmak değil aileyi tamamlayan çatı sevgi bence bir arada tutan koruyan kollayan. Eksik oldu mu ne yaparsan yap çökmeye mahkum. Sevgi iskeletini de anne baba oluşturur el ele tutuşarak birinden biri bıraktığı anda elini yıkım başlıyor. Zamanla da enkaz oluveriyor yapı. Ne zaman enkaza döndü aile bilinmez belki Mürüvvet Anne nin Ethem i sadece kabullenip sevmediğinde "Al buna bak ve sus" dediklerinde sadece susmayı tercih ettiğinde belki de. Kazım Baba nın karısına yüklediği sorumlulukla belki de ve belki de Karşısına alıp Mürüvvet i konuşmadıkça kabullendikçe bu sessizliği...
Fazlasıyla içimizden bizden birileri karakterler. Belki yaşanmış ya da yaşanması oldukça olası.
Hiç küsmedik mi biz de hayata kabullendiğimiz için içinde bulunduğumuz durumu çekip gidemediğimiz için tıpkı Mürüvvet gibi.
Kazım gibi ezilmedik mi günahımızdan dolayı ailemizi enkaza çevirdik diye. Hayatımızdaki başka bir seçeneği seçme fırsatımız elimizden alındı diye veryansın etmedik mi Emin gibi. Hülya gibi hayata kendimizi kapatmadık mı dünyaya somurtarak. Nurten gibi bildiğimiz halde tüm sebepleri safa yatmadık mı. Ekrem gibi Kabullenmedik mi sevdiğimizi başka bahanelere sığınıp ya da Sevgi gibi...
" yalansızız artık.Hala birkaç sırrımız var ama yalansızız" ne güzel söylemiş sırsız olamaz belki insan ama birbirine yalan söylemeden pekala yaşayabilir zor olsa da. Nurten'in dediği gibi "Ne büyük bir karanlıkmış yalanlarımız. Bütün pencerelerimiz açıldı birbirimize." Açılan pencerelerinden temiz bir hayat doldu hücrelerine hayatın. Çevremizde gördüğümüz sıradan hayatlar belki de bireylerin arasındaki sırdan kalelerden oluşuyor. Yıkılınca kaleler dünyanın sonu gelecekmiş sanıyoruz oysa nefes almaya başlayınca oha dünya varmış diyoruz.