Bir okumluk hikâye. Haklı bir kehaneti yüzümüze çarpan, boğazımızı düğüm düğüm eden bir hikâye. Okurken kelimelerin damarlarımızda gezdiği, gözümüzü kapattığımızda kendi hayallerimize daldığımız, su gibi akan bir hikâye. Sahipsiz kalmanın acı gerçeğini hissettiğiniz, kimsesiz olmanın ne demek olduğunu anladığınız bir hikâye.
Ve bütün bunların üzerine Orozkulların, Seydahmetlerin, ninelerin ve sığındığınız tek kucak olan dedelerin çevrelediği bir dünyada; pasif iyiliğin bile nasıl kötülüğe dönüşebildiğini, çocukça iyiliğin ne olduğunu ve iyi kalmanın ne kadar zor olduğunu anladığınız bir hikâye.
Ağzımda buruk acı bir tat, yüreğimde tatlı bir kıpırtı bıraktı bu hikâye.