Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan ilk şey, yazarın vermek istediği mesajın ne olduğu sorusuydu. Çünkü hikâye ilerledikçe sürekli aynı noktaya takıldım: Eğer bir erkek çok zengin, güçlü ve yakışıklıysa yaptığı pek çok şey romantik olarak mı görülmeli? Açıkçası ben bu yaklaşımı pek sevemedim.
Konu başlangıçta merak uyandırsa da ilerleyen sayfalarda tanıdık klişeler birbiri ardına sıralanıyor. Takıntılı derecede kontrolcü bir erkek karakter, onun davranışlarını zamanla kabullenen bir kadın karakter ve tüm bunların aşk adı altında sunulması bana çok inandırıcı gelmedi. Karakterlerin bazı davranışları normal şartlarda rahatsız edici bulunabilecekken, zenginlik ve çekicilik sayesinde kolayca affedilmesi hikâyenin en zayıf taraflarından biriydi.
Kitapta romantik sahnelerden çok yetişkin içerikler ön plandaydı. Bu türü seven okurlar için artı bir özellik olabilir ancak ben karakter gelişimine ve duygusal derinliğe daha fazla yer verilmesini isterdim. Olay örgüsünden çok fiziksel çekime odaklanılması bir süre sonra tekrara düşmüş hissi yarattı.
Kısacası benim için bol klişeli, tahmin edilebilir ve yetişkin içerik ağırlıklı bir romandı. Daha güçlü karakterler ve daha sağlam bir hikâye bekliyordum.