Aziz Bey Hadisesi, Ayfer Tunç’un Türk edebiyatında derin bir iz bırakan, melodramatik ama bir o kadar da sahici ve sarsıcı uzun öyküsüdür. Bir insanın tek bir tutku, yanlış bir aşk ve gurur yüzünden hayatını nasıl adım adım mahvedebileceğinin hüzünlü bir haritasını çıkarır.
Hikayenin merkezinde, Tamburi Aziz Bey yer alır. Gençliğinde sesinin güzelliği, müziğe olan yeteneği ve yakışıklılığıyla dikkat çeken, istikbali parlak bir musikişinas olan Aziz Bey, Beyrutlu bir kadına delicesine aşık olur. Bu aşk ve arkasından gelen büyük bir gurur kırıklığı, onun hayatının kırılma noktası haline gelir. Bu hadiseden sonra Aziz Bey için geriye dönüşü olmayan, taşradan pavyon köşelerine, yalnızlıktan terk edilmişliğe uzanan trajik bir düşüş dönemi başlar.
Ayfer Tunç, eserde sadece Aziz Bey’in kişisel çöküşünü anlatmaz; aynı zamanda Türkiye’nin bir dönemindeki eğlence kültürünü, değişen şehir hayatını, musikinin yerini ve taşranın o boğucu atmosferini de arka plana muazzam bir şekilde yerleştirir. Yazarın ironiyle hüznü harmanlayan, insanın içine işleyen ve adeta bir tambur taksimi gibi akan dili, okuyucuyu derin bir melankoliyle baş başa bırakır. Kendi trajedisinin mimarı olan bir adamın hikayesini anlatan bu eser, Türk öykücülüğünün en olgun ve unutulmaz örneklerinden biridir.