Kitap hem çok severek okuduğum hem de aa yeter ama artık bu kadar olmaz diyerek kızdığım bir kitap oldu. Aslında kitabı severek okudum sadece Murtaza karakteri beni bir yerde bu kadar da olabilir mi bir insan dedirtti. Murtaza muhacir olarak ailesi ile kendi ülkesine gelmiştir. Görev ve doğruluk aşkıyla yanıp tutuşam bir gençtir. Onunla gelen bir çok kişi zenginlik içinde yaşarken o doğrudan asla şaşmamış ve ona verilenle geçinmeyi bilmiştir. Tek bir istediği vardır. Dayısı Kolağası Hasan Bey gibi bir asker olmak üniforma giymek bu topraklar için kan dökmek hizmet etmek. Bir gün bekçilikle de olsa bu isteğine kavuşur “Ankarada devlet hem da hükümet burda da ben” diyerek kendini her şeyin üstünde vazifeyi ise her şeyin üstünde görmektedir. Gittiği görev yaptığı her mahalle de hırsızlara sapıklara pisliklere hiçbir şeye göz açtırmamış görevini çok iyi yapmıştır fakat her yerde olduğu gibi meyve veren ağaç taşlanır. Murtaza da böyle kabul görmemiş insanlar tarafından mahallelerin de istenmemiştir. İstememe sebepleri rahatça kızları çocuk denecek yaşta kızları taciz edememek dul kadınlarla birlikte olamamak kimseyi kandıramamak hırsızlık arsızlık yapamamak insan ne kadar pisliğe alışırsa o kadar doğruyu istemiyor işte. Böylelikle mahalleli bir şekilde Murtazanın görev yerini değiştirir ama Murtaza görev aşkından asla vazgeçmez. Aslında yaptıkları çok doğru ve yapılması gereken şeylerdir. Murtaza böylelikle görevinden alınır ve fabrikada yeniden bir işe başlar fakat burada da doğruculuğu sebebiyle kimse tarafından sevilmez herkes onu işten attırmak için uğraşır. buraya kadar ve kitabın bir çok yerinde aslında murtaza yapması gereken şeyleri yapıyor görevinin getirdiği yerine getirilmesi gereken davranışları sergiliyor. Fakat bu davranışları sergilerken aslında olması gereken şeyleri sergilerken insanların her şeyi kendine göre yontmasından her şeyi kendilerine göre istemesinden kaynaklı olarak Murtaza yadırganıyor ve insanlar tarafından istenmiyor. Benim Murtazaya kızdığım tek bir nokta vardı kitabın içerisinde o da görev aşkıyla kızını dövmesi hani dövmesinin de dışında onu ölüme sürükleyecek duruma getirmesi ve bundan çok da bır pışmanlık duymaması ve üzülmemesi oldu. Gorev her şeyden üstündür çocuğumdan bile vazgeçerim diyen bir karakterdi zaten Murtaza pişmanlık duymadan yine hâlâ aynı görev bilinci ile aynı şeyle sanki hiç üzülmemiş gibi devam ediyor olması beni çok üzdü ve kızdırdı ama zaten kitabın anlatmak istediği de bu yani Orhan Kemal bize kitabında bir görevin her şeyden üstün olabileceğini savunuan söyleyen bu tarz insanların bulunabileceğini gösterirken aslında kitabında insanların ne kadar her şeyi kendilerine göre Yontğunu arsızlığın hırsızlığın sapıklığın ne safada olduğunu ve insanların bunları ne kadar normalleştiririp doğru olan şeyi ne kadar Yadırgadıklarını görüyoruz okurken çok sevdim hem eğlendim ve dediğim gibi sadece o kızının ölümüne çok üzüldüm ama murtaza gerçekten her toplumda olması gereken bir karakter bence. Orhan Kemal kısaca bize doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diyor doğrucu murtaza hiçbir yere sığmadığı gibi ailesi de asla onun istediği gibi olmuyor