İsmail Gezgin, bu eserinde Antik Yunan’ın symposion adı verilen şölenlerini yalnızca eğlence ve ziyafet ortamları olarak değil, toplumun düşünsel ve siyasal yapısını şekillendiren önemli kurumlar olarak ele alıyor. Kitap, bu toplantıların kültürel yaşam üzerindeki etkilerini ayrıntılı biçimde incelemiş.
Yazar, şölenlere katılma hakkına sahip olan erkeklerin oluşturduğu dünyanın nasıl işlediğini sorgularken, kadınların ve toplumun diğer kesimlerinin bu düzen içerisinde neden görünmez kılındığının da altını çiziyor aslında. Böylece antik toplumdaki güç ilişkileri ve toplumsal ayrımlara dikkat edeceksiniz okurken.
Eserde arkeolojik buluntular, sanat eserleri, mitolojik anlatılar ve felsefi metinlerden yararlanılarak Antik Yunan’ın gündelik yaşamı yeniden değerlendirilmiş. Bu veriler aracılığıyla geçmişin düşünce dünyası ile günümüz toplumsal yapıları arasında bağlantı kuruyorsunuz ister istemez. Gündelik yaşamları içerisindeki her detay benim çok ilgimi çekti.
Şölen Var, yalnızca antikçağ tarihini anlatan bir çalışma olmanın ötesine geçerek toplumsal cinsiyet, kültürel kimlik ve iktidar kavramlarını eleştirel bir bakışla ele almasıyla çok kıymetli bir eser kesinlikle.
Benim en çok ilgimi çeken, kadınların konumunun erkeklere göre oldukça sınırlı olduğu kısımlardı. Bu şölenler, erkeklerin bir araya geldiği, siyaset, felsefe ve toplumsal meseleleri tartıştığı alanlar olarak görülürken, kadınlar genellikle bu ortamlardan uzak tutulmuş. Şölenlere katılan kadınlar ise çoğunlukla eğlence veya müzik amacıyla bulunmuş, erkeklerle eşit bir statüye sahip olmamıştır. Dolayısıyla bu durumu antik toplumdaki erkek egemen yapının ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin bir yansıması olarak değerlendirebiliriz.