Canın Tenden, Ruhun Maddiyattan Üstünlüğü
9/10
·479 syf.··
2026 4. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:35
Edebiyatın büyük okyanuslarında gezinirken, bazen sayfaların arasında kendi hayatımızın, hırslarımızın ve insanlığın en çıplak gerçekleriyle yüzleşiriz. Karamazov Kardeşler’in o sarsıcı, felsefi ve insanı duvardan duvara vuran ağır finalinin ardından, Nikolay Gogol’ün Ölü Canlar romanına geçmek, bir Rus taşrasının tozlu yollarında tuhaf bir yolculuğa çıkmak gibidir. İlk bakışta kağıt üzerinde ölü köylülerin ruhlarını toplayarak sınıf atlamaya çalışan bir kurnazın hikâyesi gibi görünen bu macera, derine inildikçe insan ruhunun en büyük trajedilerinden birine dönüşür. Aslında bu yolculukta Çiçikov’a kolayca kızamaz insan; çünkü o bir katil ya da salt bir kötü değildir. Onun bitmek bilmeyen bu koşusunun arkasında, çocukluğundan gelen derin bir sevgisizlik ve kaybetme kaygısı yatar. Ailesini kaybetmiş, memurluk çarkının içine girmiş, hayatı boyunca saygısızlık görmüş ve paranın zor kazanıldığını yaşayarak öğrenmiş bir adamdır o. Sistemin dürüst kalarak güzel bir hayat yaşamaya izin vermediğine inandığı bir dönemde, kendi yöntemlerini bulur. Gümrükteki o kaçakçılık işinde de, Nozdryov ile o içki masasında yaşadığı sürtüşmelerde de hep o sınırını bilemeyen açgözlülüğü yüzünden kaybetmiştir. Fakat Çiçikov’un en büyük özelliği, ne olursa olsun "Yine batarsam yine ayağa kalkarım" diyebilen o inatçı yapısıdır. Ne var ki bu amansız hırs, beraberinde büyük bir faturayı da getirir. İnsan kaybetse de yeniden kazanabilir; ama peki ya buna değer mi? Çiçikov, ömrünü o haris, bomboş ve değersiz toprak sahiplerine dil dökerek, eğilip bükülerek harcarken aslında en büyük sermayesini, yani zamanını kaybeder. Romanın son saniyelerinde saçları beyazlarken anlar ki; insan kazanır ama kazanırken yaşamı biter. Çalıp çırpmadan, sadece akılla ve emekle toprağı işleyerek zengin olan dürüst insanları gördüğünde yaşadığı şok, onun bugüne kadar hayatı sadece bir katakulliden ibaret görmesinden kaynaklanır. Gogol’ün bu anlatımında "kara mizah" denilen şeye gülmek imkansızdır; çünkü anlatılanlar tam anlamıyla hayatın gerçekleridir. Bugün de etrafımızda, hazır bir sistemin içine doğup ya da bir şekilde orta halli bir yaşam sürüp, arkasındaki destekleri görmezden gelerek "Her şeyi sıfırdan, kendi tırnaklarımla ben yarattım" diye böbürlenen çiğ insanlar mevcuttur. Oysa insan bazen geçmişe dönüp babasına, ailesine kızsa bile, günün sonunda o insanların kendilerine devasa bir miras ya da kusursuz bir hayat bırakmak zorunda olmadıklarını, herkesin kendi hayatını yaşadığını fark eder. Kimi bunu 40-50 yaşında anlar, kimi ise hiç anlamaz
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
·
21 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.