Karamazov Kardeşler benim için sadece bir roman olmadı, adeta insan ruhunun derinliklerine yapılmış bir yolculuktu. Okurken her karakterde kendimden bir parça buldum; kimi zaman Dimitri’ye üzüldüm, kimi zaman Alyoşa’da kendimi gördüm.
Bu kitap bana şunu hissettirdi: İnsan kusurludur, savrulur, hata yapar ama yine de içinde bir iyilik kırıntısı taşır. En çok da kötü bir ebeveynin elinde yitip giden hayatlar içimi parçaladı.
Bittiğinde ise bir son değil, eksik kalmış bir duygu bıraktı içimde… Belki de bu yüzden bu kadar gerçekti. Hayat gibi; tam değil, yarım ama derin.
Hayatım boyunca unutamayacağım bir eser oldu.